İçeriğe geç
14. Bölüm

Cenâb-ı Hak hem bir tane hem de her yerde, izahı nedir?

Cenâb-ı Hak hem bir tane hem de her yerde, izahı nedir?

Cenâb-ı Hak, hem bir tanedir, hem de her zaman ve her mekânda ilmiyle, kudretiyle hâzır ve nâzırdır. Biz böyle demekle, Allah’ın zâtıyla, bir cisim gibi yer tuttuğunu, bir hayyiz işgal ettiğini düşünmüyoruz. Allah bir tanedir derken, celâlinin ve azametinin ifadesini söylüyoruz. Allah her yerdedir derken de, rahmâniyetiyle, rahimiyetiyle, ilmiyle, kudretiyle yani -benzetmek olmasın- güneş şualarıyla başımızı okşadığı hâlde, biz ona yetişemeyecek kadar bizden uzak olduğu gibi, Cenâb-ı Hak da bu sıfatlarıyla bizi kuşattığı ve bize bizden yakın olduğu hâlde, bizim O’na ulaşmama buudumuzla da bizden nâmütenâhî muallâdır.

Evet, Cenâb-ı Hak, “Biz insana şah damarından daha yakınız.”1 buyuruyor. Bana şah damarımdan daha yakın olan Allah, demek ki keyfiyetsiz, kemmiyetsiz olarak her yerde hâzır ve nâzırdır. O, “İnsanla kalbi arasına girer.”2 Demek ki bana kalbimden de yakın. Eğer ben desem ki, “Kalbimde Allah vardır.” doğrudur. Çünkü O beni benden daha iyi bilir. Ben kendi kalbimi anlayamamış olabilirim.

Ve yine: “Attığın zaman sen atmadın, attığını Allah attı.”3 buyrulduğuna göre, demek ki Bedir’de ve daha başka yerlerde Efendimiz adına atan da Allah (celle celâluhu) idi. Öyleyse atmaya varıncaya kadar her şeye doğrudan tesir ediyor. Öyleyse Allah her yerde… Bu ve benzeri âyetler, Rabbimiz’in, rahmâniyet ve rahimiyetiyle, cemaliyle, celâliyle, kemaliyle, kudretiyle, ilmiyle, iradesiyle ve diğer sıfât ve isimleriyle her yerde hâzır ve nâzır olduğunu gösteriyor.

108