Boş kaldığımız zaman şeytan çok çeşitli şüphe, tereddüt ve sıkıntılarla hücum ediyor. Tavsiyeleriniz nedir?
Boş kaldığımız zaman şeytan çok çeşitli şüphe, tereddüt ve sıkıntılarla hücum ediyor. İrademiz hislerimizin elinde oyuncak oluyor. Ve bu gibi durumlarda mâsiyete karşı sabrımız azalıyor, tavsiyeleriniz?
Evvelâ, şeytanın, saptırıcı fitne ve vesveselerine, fena şeyleri tezyînine karşı, namaz-niyazla yüzümüzü yerlere sürerek, secde ile gururumuzun hortumunu bükerek, أَقْرَبُ مَا يَكُونُ الْعَبْدُ مِنْ رَبِّهِ وَهُوَ سَاجِدٌ“Kulun Rabbisine en yakın olduğu an secde hâlidir.”1 gerçeğiyle başımızı yere koyup, اَللّٰهُمَّ أَعُوذُ بِكَ مِنْكَ “Allahım, Senden Sana; azamet, celâl ve ceberutiyetinden Rahmet ve Rahmâniyetine sığınırım.” demeli ve Rabbimiz’in himayesine girmeliyiz.
“Boş kaldığımız zaman şeytan bize musallat oluyor.” ifadesi tam gerçeği anlatıyor. Gerçekten şeytan, daha ziyade âtıl insanlara hücum eder, hiçbir iş yapmayan, din adına aktif olmayan ve din adına yer yer dolup boşalmasını bilmeyen kimselerle uğraşır. Öyleyse biz de bu noktadan hareketle, ataletten kurtulma ve aktif olma yollarını araştırarak işe başlamalıyız.
Madem şeytan, daha ziyade ataletimizden istifade ediyor, boş durduğumuz zamanlarda içimize uygun olmayan kuruntular atıp, fena şeyleri düşündürerek bizleri fena şeyler yapmaya zorluyor; öyle ise biz de lâhûtî bir meşgaleyle sürekli onun kurcalayıp durduğu boşlukları doldurarak ona karşı koymalıyız; yani ister düşünce, ister fiille, tepeden tırnağa dolmalı ve ona, içimizde el atacağı bir yer bırakmamalıyız.
* Âfâkî ve enfüsî tefekkürle, sürekli Rabbiyle irtibatını yenileyip duran bir insana, şeytan yol bulup vesvese veremez.
* Rabıta-i mevtle iki büklüm bir insanı da şeytan kendine ait oyunlarla dize getiremez.
* Gece gündüz din-i mübin-i İslâm’ın dört bir yanda bayraklaşıp şehbal açması uğruna çırpınıp duran bir dava adamını da şeytan kendine râm edemez.