İçeriğe geç
15. Bölüm

Hayat ve gençlik hevesatı cihetinden gelen tehlikelerden nasıl korunabiliriz?

Bu husus, günümüz insanının en büyük dertlerinden biri. Hayatın içindeyiz ve çoklarımız itibarıyla gençliğin baskısı altında kalıyoruz. Hevesat, ulvî duygularımızı tesir altına almış durumda. Ve bugün yüce hakikatleri, Allah Resûlü’nün istediği keyfiyette temsil etme cidden zor görünüyor. Şu kadar var ki, böyle tehlikeli bir hatta, nefsin ve şeytanın saldırılarına karşı mücahede etmenin de kendine göre avantajları var. Evet maruz kalınan zor şartlar nispetinde bir de bu işin mükâfat yönü var.

Hz. Hamza’yı Şehitlerin Efendisi ve Allah’ın Aslanı hâline getiren, verdiği kavganın zorluğu değil midir? “Düşman fazla ancak bizim de imanımız var.” deyip cansiperane ön saflara saldırış ve ölümü hiçe sayış. İşte bu, onu ulvî makama ve Şehitlerin Efendisi ufkuna ulaştıran mühim bir vesileydi.

Sahabe devrinde de, bugün bizi rahatsız eden günahlar, hem de bütünüyle bulunuyordu. Kadınlar, Kâbe’yi üryan olarak tavaf ediyor, faiz, ihtikâr, rüşvet, içki ve kumar cemiyetin ruhunu kemiriyordu. Onlar bütün bu hayata sırt çevirerek İslâm’ı seçtiler. Fakat, onlar da beşer olmaları hasebiyle his ve heves taşıyorlardı. Zaten buna rağmen nefsanî arzulardan vazgeçmeleri değil midir ki onları büyüklerden daha büyük kılıyordu… Böyle bir dönemde, bütün çirkinlikleri bir tarafa itip, apaydın ve tertemiz bir hayat seçmeleri, bütün tehlikelere rağmen, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) arkasında yer almaları, onlara büyük faziletler kazandırdı ve kazandıkları bu faziletler sayesinde haklı olarak gökteki yıldızlar gibi arkadan gelenlere ışık ve rehber oldular.

77