İçeriğe geç
12. Bölüm

Ulü’l-Azm peygamberler hangileridir ve niçin bu isim sadece onlara verilmiştir?

“Ulû” kelimesi Arapça’da “sahip” demektir. Kıyas dışında, yine aynı mânâya gelen “zû” kelimesinin çoğuludur. Meselâ, zü’l-mal, “mal sahibi;” ulü’l-elbâb ise “akıl sahipleri” mânâsına gelir.

Azm, kararlılık, irade ve dönme bilmeme gibi mânâlar için kullanılır. Başına “ulû” kelimesi getirilince de mânâ, azim ve karar sahipleri olur. Mevzuumuzla alâkalı olmamakla beraber, bu kelimenin tedai ettirdiği bir âyete sadece işaret etmek istiyorum. Hz. Âdem hakkında “Onu azimli bulmadık.”1 mealindeki âyette müfessirlerden bazıları “Onu günaha girmeme mevzuunda azimli bulmadık.” gibi bir tefsirde bulunmuşlar. Ben şahsen, bir nebi hakkında böyle bir tefsiri kabul edemeyeceğim. Gönlüm böyle bir mânâyı kabule yanaşmıyor. Şöyle bir mânâ vermek, bana daha muvafık geliyor: “O bilmeyerek bir günaha girdi. Fakat bunu daha önce planlayıp kararlaştırmış değildi. Bu mevzuda ısrar mânâsına azmi de yoktu.”

Ulü’l-Azm peygamberlere gelince, bunlar Kur’ân-ı Kerim’de şöyle anlatılmaktadır: “Hatırla, bir vakit peygamberlerden söz almıştık. Sen’den, Nuh’tan, İbrahim’den, Musa’dan ve Meryem oğlu İsa’dan… Onlardan sapsağlam bir söz aldık.”2 “Sen’den” tabiriyle kastedilen Efendiler Efendisi Hz. Muhammed’dir (sallallâhu aleyhi ve sellem). Diğerleri de Hz. Nuh (aleyhisselâm), Hz. İbrahim (aleyhisselâm), Hz. Musa (aleyhisselâm) ve bir de Hz. İsa’dır (aleyhisselâm).

62