İçeriğe geç

İşte Asr-ı Saadet’ten çarpıcı bir manzara ve müşahhas bir misal: Utbe İbn Velid, Mekke’nin en zenginlerindendi. Allah Resûlü’nün en büyük düşmanlarından biri de odur. Kavmin en şakîsi mânâsına ona, “Eşka’l-kavm” denmektedir. Hemen her fitnenin başındaydı. Allah’a isyanın olduğu her yerde başı o çekiyordu. İşte bu şakînin evinde yetişen mesut bir insan vardı, bu, Utbe’nin oğluydu, fakat ona hiç benzemiyordu. Allah Resûlü’ne sadakatle bağlanmış ve babası tarafından getirilen -dünya adına- bütün cazip teklifleri bir çırpıda elinin tersiyle itivermişti. Adı Huzeyfe’ydi. Baba bütün servetini önüne seriyor ve sadece davasından vazgeçmesini istiyordu. Ama o Muallim ve Mürşidinden aldığı dersle, gerilimi tam, inanç ve kanaati de sağlamdı. İki Cihan Serveri’ne aynı teklif getirildiğinde ne demişti? “Güneş’i bir omuzuma, Ay’ı diğer omuzuma koysanız yine bu davadan vazgeçmem.”3 İşte O’nun dediği bu söz, vicdan ve gönüllerde öyle bir tesir icra etmiş ve öyle yerleşmişti ki, bütün sahabe gibi, ona yapılan böyle bir teklifte alacakları cevap aynı olacaktı. Muallim, gönüllerine işte bu şekilde girmiş ve kalblerinde böyle yer etmişti. O’nun adının anıldığı yerde ana-baba-kardeş ve akraba gibi değer hükümleri sukut edip gidiyor ve değerler odağı olarak sadece O kalıyordu.

165