İçeriğe geç

Hz. Âişe Validemiz anlatıyor: “Allah Resûlü bir gece bana hitaben! “Yâ Âişe!” dedi, “Müsaade eder misin bu gece Rabbimle beraber olayım.” (O, Rabbiyle beraber olmak için bile hanımından müsaade isteyecek kadar incelerden ince bir insandı. Asalet O’nun damarlarına işlemişti.) Ben, “Yâ Resûlullah dedim, seninle olmayı isterim; fakat senin istediğini daha çok isterim.”

Sonra, Anamız diyor: “Allah Resûlü abdest aldı namaza durdu ve uzun süre إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاخْتِلَافِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ لَاٰيَاتٍ لِأُولِي الْأَلْبَابِ45 âyetini okudu ve sabaha kadar gözyaşı döktü.”46

Bazen de Allah Resûlû, hanımını uyandırmamak için, hiç sormadan kalkar ve ibadet ederdi. Yine Hz. Âişe Validemiz anlatıyor: Bir gece uyandığımda Allah Resûlü’nü yanımda bulamadım. Hemen kıskançlık damarım kabardı; acaba diğer hanımlarından birinin yanına mı gitti diye düşündüm. Yerimden doğrulurken elim, karanlıkta Allah Resûlü’nün ayaklarına ilişti. Baktım ki Allah Resûlü secdeye kapanmış bir şeyler okuyor. Okuduğu duaya kulak verdim, şunları söylüyordu: “Allahım, Senin gazabından, öfkenden Senin rızana sığınıyorum. Ukûbetinden bağışlamana sığınıyorum. Allahım, Senden yine Sana sığınıyorum. (Kahrından lütfuna; celâlinden cemaline; ceberûtiyetinden rahmâniyet ve rahîmiyetine sığınıyorum.) Sen, Seni senâ ettiğin gibisin. (Ben, Seni senâ edemem. Senin en büyük şahidin yine Sensin.)”47

İşte Allah Resûlü ve işte O’nun iç derinliği, büyük cihadı! O böyle olunca, ashabı daha başka türlü olabilir miydi? Öbür tarafta O’nunla beraber olabilmek için, burada O’na benzemek gerekir. Sahabe, tam anlamıyla bunun şuurundadır. Hatta onlardan bazıları, –Sevban gibi– Allah Resûlü’nden ayrı kalma düşüncesi akıllarına geldiği an, iştahtan kesilir ve ciddî rahatsız olurlardı.

208