İçeriğe geç
Sözler

olduğu gibi, lezzetin sona ermesi de elemdir. Halbuki öyle bir cömertlik, elem çektirmek istemez. Demek, bâki bir cennet ve içinde ebediyen kalacak muhtaç misafirler ister.

Çünkü sonsuz bir cömertlik, sınırsızca ihsan etmeyi, nimet vermeyi diler. Sınırsız ihsan, sonsuz minnettarlık ve nimetler ister. Bu ise ihsana mazhar olan şahsın varlığının devamını ister, ta ki nimetlerden devamlı istifade ederek o daimî nimetlere karşı şükrünü ve minnettarlığını göstersin. Yoksa kısa süren, yokluk ile acılaşan az bir lezzet, öyle bir cömertliğe yakışmaz.

Şu âlemin her tarafındaki, ilahî sanatın görüldüğü sergilere bak. Bütün bitki ve hayvanlardaki Rabbanî mühürlere dikkat et, rubûbiyetin güzelliklerini ilan eden peygamberlere ve evliyaya kulak ver. Nasıl hep beraber Sâni-i Zülcelâl’in kusursuz icraatını, harika sanatlarına işaret ederek gösteriyor, bildiriyor ve bakışları O’na çeviriyorlar!

Demek, bu âlemin Sâni’inin pek mühim, hayret verici, gizli ve kusursuz vasıfları vardır. Bu harika sanatlarla onları göstermek ister. Çünkü gizli, kusursuz kemâl, kendisini takdir edenlerin, beğenip mâşâllah diyerek seyredenlerin karşısında sergilenmek ister. Daimî kemâl, daima görünmek ister; kendisini takdir edip beğenenlerin devamlı var olmasını diler. Zira fâni bir takdir edicinin nazarında, kemâlâtı vasıflarının kıymeti düşer.

Hem kâinatın yüzüne yayılmış şu gayet güzel, sanatlı, parlak ve süslü varlıklar, ışığın güneşi göstermesi gibi, benzersiz, manevî bir

94