İçeriğe geç
Sözler

başka herkes o fermanın padişaha ait olduğunu kesinlikle bilir. O parlak yaver-i ekremde öyle nişanlar var ki, senin gibi körlerden başka herkes o zâtın, padişahın emirlerinin pek doğru bir tercümanı olduğunu şüphesiz anlar.

Acaba o yaver-i ekremin ve yüce fermanın, bütün kuvvetleriyle dava edip bildirdikleri şu meseleye itiraz etmek mümkün müdür? Elbette hayır! Aksi halde, gördüğümüz her şeyi inkâr etmek gerekir.

Ey arkadaş! Şimdi söz sende, ne diyorsan de!

— Ne diyeyim, buna karşı bir şey denebilir mi? Gündüzün ortasında güneşe karşı söz söylenir mi? Yalnız şöyle derim: “Elhamdülillah, yüz bin defa şükürler olsun ki, vehimlerimin ve kötü arzularımın baskısından, nefsime ve heveslerime esir olmaktan, ebedî hapis ve zindandan kurtuldum. Ve inandım ki: Bu karmakarışık, kararsız misafirhaneden başka, o padişaha yakın bir saadet diyarı vardır, biz de oraya gideceğiz.”

* * *

İşte haşir ve ahiretten kinaye ve ibaret olan temsilî hikâye burada tamamlandı. Şimdi Cenâb-ı Hakk’ın yardımı ile o büyük hakikate geçeceğiz. Bu on iki “suret”e karşılık birbirini destekleyen on iki “hakikat”i ve bir “mukaddime” kısmını beyan edeceğiz.

83