İçeriğe geç
Sözler

bir ücret karşılığında modellik vazifesi gördürür. Bir saatte dikip süslediği gömleği ona giydirir, üstünde türlü şekiller verir. Her çeşit sanatını göstermek için gömleği keser, değiştirir, uzatıp kısaltır. Acaba ücretle çalışan o miskin adamın şu zâta, “Bana zahmet veriyorsun, eğilip kaldırmakla, beni güzelleştiren bu gömleği kesip kısaltmakla güzelliğimi bozuyorsun.” demeye hakkı var mıdır? “Merhametsizlik, insafsızlık ettin.” diyebilir mi?

İşte bunun gibi, her şeyi sanatlı, benzersiz bir şekilde yaratan Sâni-i Zülcelâl, güzel isimlerinin nakışlarını göstermek için canlılara giydirdiği göz, kulak, akıl, kalb gibi duyu ve latifelerle süslü vücut gömleğini çeşitli haller içinde çevirir, değiştirir. Elemler ve musibetler, O’nun bazı isimlerinin tecellilerini gösteren, hikmet parıltıları içinde bir kısım rahmet nurlarıdır. O rahmet nurlarında ince güzellikler vardır.

Hâtime

Eski Said’in asi, kendini beğenmiş, gururlu, kibirli, riyakâr nefsini susturan ve teslim olmaya mecbur eden Beş Fıkra’dır.

Birinci Fıkra: Madem eşya var ve sanatlıdır. Elbette bir ustası vardır. Yirmi İkinci Söz’de kesin bir şekilde ispat edildiği gibi, eğer her şeyin tek bir Zât’a ait olduğu kabul edilmezse, o vakit her bir şeyin varlığını açıklamak, bütün eşyanınki kadar zor ve ağır olur. Eğer her şey tek bir Zât’a verilse, o zaman bütün eşyanın varlığını izah etmek tek bir şey kadar kolaylaşır.

Madem yerleri ve gökleri bir Zât yapmış, yaratmıştır. Elbette, o çok hikmet sahibi ve sanatkâr Zât, yerlerin ve göklerin meyvesi, neticesi ve gayesi olan canlıları yaratmayı da başkalarına bırakmayacak, hikmetini bozmayacaktır. Onları başka ellere teslim edip bütün hikmetli işlerini mânâsız hale getirmeyecek, onların kıymetini hiçe indirmeyecek, o varlıkların şükür ve ibadetlerini başkasına vermeyecektir.

İkinci Fıkra: Ey gururlu nefsim! Sen üzüm ağacına benzersin. Kendinle övünme! Çünkü salkımlarını o ağaca kendisi değil, başkası takmıştır.

Üçüncü Fıkra: Sen, ey riyakâr nefsim! “Dine hizmet ettim.” diye gururlanma.

574