İçeriğe geç
Sözler

Evet, eğer kul kendi amellerini yaratabilseydi ve bir şey var etmeye gücü olsaydı, iradesi ortadan kalkardı. Çünkü kelâm ilminde ve felsefede, مَا لَمْ يَجِبْ لَمْ يُوجَدْ kaidesince, “Bir şey vacip olmazsa vücuda gelmez.” görüşü, yerleşmiş hükümlerdendir. Yani, bir şey var olması gereken bütün sebepler bir araya geldikten sonra vücuda gelebilir. O sebepler, o neticeyi zorunlu olarak gerektirir. O vakit ortada irade kalmaz.

Soru: “Tercih bilâ-müreccih muhaldir”, yani bir şeyde tercihi gerektiren bir üstünlük olmadan tercih yapılabilir demek akıl dışıdır. Halbuki insanın fiillerine, bir şeyi yapmasına veya bazen yapmamasına emr-i itibari diyoruz. Bu da, tercihi gerektiren bir sebep olmadan da bir şeyin diğerlerinden üstün tutulabilmesini, tercih edilebilmesini gerektirir. Bu ise kelâm ilminin en önemli esaslarından birini yıkar.

Cevap: “Tereccuh bilâ-müreccih muhaldir”, yani bir şeyin, bir sebep olmadan, tercih edilebilecek başka şeylere üstün olması imkânsızdır. Tercihi gerektiren bir sebep olmadan üstünlük mümkün değildir. Yoksa tercihi gerektiren bir sebep olmadan tercih yapılabilir demek caizdir ve bu mümkündür. İrade bir sıfattır, onun gereği ve vazifesi böyle bir işi görmektir.

Soru: Madem katli yaratan Hak’tır. Niçin cinayeti işleyene kâtil denir?

Cevap: Çünkü sarf ilmi kaidelerine göre ism-i fail, izafi olan mastardan türetilir. Yoksa kesin olan ve o mastarla meydana gelen fiilden türetilmez. Mastar, yapılan iştir; kâtil unvanını da cinayeti işleyen alır. Mastarın neticesi olan fiili Cenâb-ı Hak yaratır. Mesuliyeti hissettiren bir şey, fiilden türetilmez.

Yedincisi: İnsanın cüzî iradesi gerçi zayıftır, bir emr-i itibarîdir, farazidir. Fakat Cenâb-ı Hak ve Hakîm-i Mutlak, insanın o zayıf, sınırlı iradesini kendi küllî iradesine bağlamış, bir şart-ı adi, yani basit bir şart yapmıştır. Mânen der ki: “Ey kulum, iradenle hangi yolu istersen seni o yolda götürürüm. Öyleyse sorumluluk sana aittir.”

Teşbihte hata olmasın, mesela iradesiz bir çocuğu omzuna aldın ve tercihinde serbest bırakıp “Nereye istersen seni oraya götüreceğim.”

568