عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍوَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهفَأُمُّهُ هَاوِيَةٌوَمٓا أَدْرَاكَ مَاهِيَهْ نَارٌ حَامِيَةٌٌ
وَلِلّٰهِ غَيْبُ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمٓا أَمْرُ السَّاعَةِ إِلَّا كَلَمْحِ الْبَصَرِ أَوْ هُوَ أَقْرَبُ إِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Kur’an’ın bunlar gibi başka apaçık ayetlerini de dinleyip “inandık ve tasdik ettik” diyelim.
اٰمَنْتُ بِاللّٰهِ وَمَلآئِكَتِه۪ وَكُتُبِه۪ وَرُسُلِه۪ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَبِالْقَدَرِ خَيْرِه۪ وَشَرِّه۪ مِنَ اللّٰهِ تَعَالٰى وَالْبَعْثُ بَعْدَ الْمَوْتِ حَقٌّ وَأَنَّ الْجَنَّةَ حَقٌّ وَالنَّارَ حَقٌّ وَأَنَّ الشَّفَاعَةَ حَقٌّ وَأَنَّ مُنْكَرًا وَنَكِيرًا حَقٌّ وَأَنَّ اللّٰهَ يَبْعَثُ مَنْ فِي الْقُبُورِ أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى أَلْطَفِ وَأَشْرَفِ وَأَكْمَلِ وَأَجْمَلِ ثَمَرَاتِ طُوبَاءِ رَحْمَتِكَ الَّذِي أَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ وَوَسِيلَةً لِوُصُولِنَا إِلٰى أَزْيَنِ وَأَحْسَنِ وَأَجْلٰى وَأَعْلٰى ثَمَرَاتِ
Dipnotlar
- “Kâria... Nedir o kâria? Kâriayı, o kapıları döven ve dehşetiyle kalplere çarpan o kıyamet felâketini sen nereden bileceksin ki! O gün insanlar uçuşan kelebekler gibi şuraya buraya fırlatılır, dağlar atılmış yüne döner. Artık kimin tartıları ağır basarsa, memnun kalacağı bir hayata girer. Kimin tartıları da hafif gelirse, onun barınağı da Hâviye olur. Onun ne olduğunu bilir misin? Hâviye kızgın mı kızgın bir ateştir!” (Kâria sûresi, 101/1-11)
- “Bütün göklerin ve yerin gaybını bilmek de Allah’a mahsus. Kıyametin kopması ise, başka değil, ancak bir göz açıp kapamada yahut daha da kısa bir anda olur biter. Şüphe yok ki Allah her şeye kâdirdir.” (Nahl sûresi, 16/77)
- “Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah Teâlâ’dan geldiğine, ölümden sonra dirilişin hak olduğuna, cennetin hak olduğuna, cehennem ateşinin hak olduğuna, şefaatin hak olduğuna, Münker ve Nekir’in hak olduğuna, Allah’ın kabirlerdeki ölüleri tekrar dirilteceğine iman ettim. Allah’tan başka ibadete lâyık ilah bulunmadığına ve Muhammed’in Allah'ın Resûlü olduğuna şehadet ederim.” Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) teheccüd namazında okuduğu duada bunların gerçek olduklarını ifade buyurmaktadır: Buhârî, teheccüd 1, deavât 10, tevhid 8, 24, 35; Müslim, salâtü’l-müsâfirîn 199; Muvatta, Kur’ân 34; Tirmizî, deavât 29, 32. Bunlara inanmanın hükmüyle ilgili ayrıca bkz. el-Eş’arî, el-İbâne 1/27; el-Eş’arî, Makâlâtü’l-İslâmiyyîn 1/293; el- Lâlekâî, İ’tikâdü Ehli’s-Sünne 1/177, 4/833; el-Beyhakî, el-İ’tikâd 1/226.