intizam, itaat ve denge sırlarıyla, en büyük şey en küçük şeye eşit olur. Hadsiz hesapsız şeyler tek bir şeye denk görünür. Elbette, Kadir-i Mutlak’ın Zât’ına ait, sonsuz ve kusursuz kudretinin nuranî tecellileri, eşyanın perde arkasının şeffaflığı, hikmet ve kaderin intizamları, eşyanın yaratılış kanunlarına tam itaati, mümkinatın varlık ve yokluğun eşitliğinden ibaret olan imkânındaki denge sırlarıyla; az-çok, büyük-küçük her şey O’nun için eşittir. Ve o Zât, bütün insanları tek bir insan gibi, bir sedâ ile diriltebilir.
Bir şeyin kuvvetinin veya zayıflığının mertebeleri, onun zıddıyla anlaşılabilir. Mesela sıcaklığın derecesi, soğuğun müdahalesidir. Güzelliğin mertebeleri, çirkinliğin müdahalesiyle ortaya çıkar. Işığın tabakaları, karanlığa bakarak anlaşılır. Fakat bir şey zâtî, yani kendinden ise, varlığı bir başkasına muhtaç değilse zıddı ona müdahale edemez; çünkü o zaman zıtların bir arada bulunması gerekir. Bu ise imkânsızdır, akıl dışıdır. Demek, zâtî olan bir şeyde mertebe yoktur.
Madem Kadir-i Mutlak’ın kudreti zâtîdir, varlığı bir başkasına muhtaç değildir ve mutlak kemâldedir. Şu halde zıddı olan aczin o kudrete karışması mümkün değildir. Bir baharı yaratmak, Zât-ı Zülcelâl için bir çiçeği yaratmak kadar kolaydır. Eğer sebeplere dayandırılırsa, bir çiçeğin var edilmesi bir baharınki kadar zor olur. Hem bütün insanları diriltmek, haşretmek o Zât için bir insanı diriltmek gibidir.
Haşir meselesinin başından buraya kadar anlattığımız temsiller ve hakikatleri, Kur’an-ı Hakîm’in feyzindendir. Nefsi teslime, kalbi kabule hazırlamak içindir. Asıl söz ise Kur’an’ındır. Söz O’dur ve O’nundur. Dinleyelim:
فَلِلّٰهِ الْحُجَّةُ الْبَالِغَةُ
فَانْظُرْ إِلىٰٓ اٰثَارِ رَحْمَةِ اللّٰهِ كَيْفَ يُحْيِ الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهٓا إِنَّ ذٰلِكَ لَمُحْيِ الْمَوْتٰى وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Dipnotlar
- “(De ki:) En kesin ve mükemmel delil, Allah’ındır.” (En’âm sûresi, 6/149)
- “İşte bak Allah’ın rahmetinin eserlerine, ölmüş toprağa nasıl hayat veriyor! İşte bunları yapan kim ise ölüleri de O diriltecektir. O, her şeye hakkıyla kadirdir.” (Rûm sûresi, 30/50)