Görmüyor musun, koca baharın hep çiçekli, meyveli bütün bitkileri ve onların kendilerine göre bütün programları, oluşum kanunları ve suretleri, belli sayıdaki tohumcukların içinde yazılıyor, saklanıyor. Cenâb-ı Hak, yeni bir mevsimde, onlara göre bir hesap içinde programlarını neşredip tam bir intizam ve hikmetle koca bir bahar âlemini daha meydana getiriyor, muhafaza kanununun ne derece geniş bir dairede cereyan ettiğini gösteriyor. Acaba geçici, basit, önemsiz şeyler böyle muhafaza edilirse, insanın gayb, ahiret ve ruhlar âleminde, her şeyi kuşatan bir rubûbiyet içinde mühim neticeler verecek amellerinin korunup gözetilmek suretiyle eksiksiz kaydedilmemesi mümkün müdür? Hayır ve asla!
Evet, şu muhafaza ediciliğin bu şekilde tecellisinden anlaşılıyor ki, şu varlıkların Mâliki, mülkünde olup biten her şeyin yolunda gitmesine büyük özen gösterir. Hâkimiyetine son derece dikkat eder. Saltanatının rubûbiyetinde de azamî dikkati gözetir. O kadar ki, en küçük bir hadiseyi, en ufak bir hizmeti bile kaydettirir. Mülkünde olup biten her şeyin suretini türlü türlü şeylerde saklar.
Şu muhafaza, mühim bir hesap ve amel defterinin açılacağına, bilhassa mahiyetçe en yüksek, en aziz, en şerefli varlık olan insanın büyük amellerinin, mühim fiillerinin mühim bir hesaptan ve teraziden geçirileceğine, amel defterinin sayfalarının sergileneceğine işarettir.
Acaba hilafet ve emanetle aziz olan, rubûbiyetin küllî icraatına şahitlik yaparak kesret dairelerinde, yani sayısız varlığın bulunduğu âlemde Cenâb-ı Hakk’ın birliğini ilan eden, pek çok varlığın tesbihat ve ibadetlerine müdahale edip kumandan ve şahit derecesine çıkan insanın kabre girip rahatça yatması ve uyandırılmaması hiç mümkün müdür? Küçük-büyük her amelinden hesaba çekilmemesi, mahşere gidip o büyük mahkemeyi görmemesi mümkün müdür? Hayır, asla!..
Gelecekte gerçekleşmesi mümkün olan her şeye gücü yeten,
Dipnotlar
- Bkz. Bakara sûresi, 2/30; En’âm sûresi: 6/165; Yûnus sûresi, 10/14; Enbiyâ sûresi, 21/105; Neml sûresi, 27/62; Kasas sûresi, 28/5; Fâtır sûresi, 35/39.
- Bkz. Ahzâb sûresi, 33/72.
- Haşiye: Evet, bugünden âlemin yaratılışının başlangıcına kadar olan geçmiş zaman, bütünüyle vakalardan meydana gelir. Her bir gün, her bir sene, her bir asır, kudret kalemiyle yazılan birer satır, birer sayfa, birer kitaptır. Kudret eli, ayetlerinin mucizelerini onlarda tam bir hikmet ve intizam ile yazmıştır. Şu zamandan kıyamete, cennete, ebediyete kadar olan gelecek zaman ise bütünüyle imkânattır, yani olması imkân dâhilindeki şeylerden meydana gelir. Geçmiş zaman, vakalardır; gelecek ise imkânlardan ibarettir. İşte zamanın o iki silsilesi karşılaştırılsa, dünü ve düne mahsus varlıkları yaratan Zât’ın, yarını da yaratmaya gücünün yettiği açık bir şekilde görülür. Aynen öyle de, geçmiş zamanın varlıklarının ve harikalarının, bir Kadîr-i Zülcelâl’in mucizeleri olduğuna şüphe yoktur. O varlıklar, o Kadir Zât’ın gücünün, bütün geleceğin ve olması mümkün şeylerin yaratılmasına yettiğine kesin bir şekilde şahitlik eder. Evet, nasıl ki bir elmayı yaratacak zâtın, elbette dünyadaki bütün elmaları yaratmaya ve koca baharı var etmeye muktedir olması gerekir. Baharı yaratamayan, bir elmayı yaratamaz. Zira elma, o tezgâhta dokunur. Bir elmayı yaratan, baharı da yaratabilir. Bir elma bir ağacın, bir bahçenin, hatta kâinatın küçük bir örneğidir. Koca bir ağacın bütün programını taşıyan çekirdeği itibarı ile o elma öyle bir sanat harikasıdır ki, onu yaratanın her şeye gücü yetmelidir. Aynen öyle de, bugünü yaratan, kıyamet gününü de yaratabilir ve baharı var edecek Zât, ancak haşri yaratmaya gücü yeten Zât olabilir. Geçmişteki bütün âlemleri zamanın şeridine tam bir hikmet ve intizam ile takıp gösteren, elbette istikbal şeridine de başka âlemleri takıp gösterebilir ve gösterecektir. Pek çok Söz’de, bilhassa Yirmi İkinci Söz’de kesin bir şekilde ispat ettiğimiz gibi: Her şeyi yapamayan, hiçbir şeyi yapamaz ve bir tek şeyi yaratan, her şeyi yaratabilir. Eşyanın yaratılışı bir tek zâta verilse, bütün eşyanın varlığını açıklamak, bir tek şeyin varlığını açıklamak kadar kolay olur. Eğer çeşitli sebeplere dayandırılsa, bir tek şeyin yaratılışı, kâinattaki her şeyin yaratılması kadar zahmetli olur ve imkânsızlık derecesinde zorlaşır.