İçeriğe geç

Nisapların hesaplanmasındaki rakamlar, altına düşülmemesi gereken en düşük, minimum miktarlardır. Bunda, “Hiç olmazsa bu kadarını vererek nimetin şükrünü eda edin, malınızın hakkını ifa edin ve Allah davasına omuz verin, fedakârlıkta bulunun ki, O’na karşı vefa sözünüze muhalefet etmiş olmayasınız.” mânâsı vardır. Sadece farzlarına riayetle kılınan namazın, mü’min üzerinden farz mükellefiyetini kaldırmasına rağmen, âyetin ifadesiyle “fuhşiyat ve münkerattan alıkoyma”nın,419 ancak kâmil mânâda eda edilen bir namazla gerçekleşmesi gibi; nisaplarına riayetle eda edilen zekât, mü’min için umumi mükellefiyet noktasında yeterli olurken, ferdî ve içtimaî tüm yaraları sarma ise, insanın kendi malına ait nisapların ötesinde, toplumda açılmış gediklerin gözetilmesine ve bunların onarılması için ne kadarına ihtiyaç varsa herkesin elinden geldiğince onu hedefleyerek bir “verme” seferberliğine girişmesine vabestedir.

Bugün Allah’a binlerce hamdolsun ki O (celle celâluhu), elindeki imkânları bütünüyle seferber eden civanmert insanların varlığını bize gösterdi. Tek mameleki olan evinin tapusunu, arabasının anahtarını Allah yolunda infak etmek isteyen insanların varlığına şahit olduk ve Sahabe ruhunun tekrar canlandığını gördük. Allah’tan temenni ve dileğim, başlattığı bu bezmi sonuna kadar devam ettirmesidir. Böyle bir civanmertlik, insanlık âleminde büyük yankılar uyandıracaktır. Yeter ki biz, başlatılan bu bezmi, önümüze çıkan basit engellerle, –dinamizmimizi koruyamayıp iç deformasyona maruz kalmakla– kendi ellerimizle bozmayalım.

Allah’ın vaadinden ve bugüne kadar insanlara olan muamelesinden biliyoruz ki O, “insanlar duruşlarını değiştirmediği sürece, onlara verdiği nimeti ellerinden almaz.”420

416 Tirmizî, zekât 27; Dârîmî, zekât 17.

417 Bkz.: Bakara sûresi, 2/143.

418 Bediüzzaman, Şuâlar, s.439 (On Dördüncü Şuâ, Üçüncüsü).

419 Bkz.: Ankebût sûresi, 29/45.

420 Enfâl sûresi, 8/53; Ra’d sûresi, 13/11.

293