İçeriğe geç

Kemali bihakkın idrak etme açısından İnsanlığın İftihar Tab­lo­su’ndan (sallallâhu aleyhi ve sellem) daha büyük bir insan yoktur. Buna rağmen O (sallallâhu aleyhi ve sellem), Al­lah’a (celle celâluhu) şöyle yalvarmıştır: اَلّٰلهُمَّ اجْعَلْنِي فِي عَيْنَيَّ صَغِيرًا وَفِي أَعْيُنِ النَّاسِ كَبِيرًا “Allahım, beni benim gözümde küçük göster! (Misyonum itibarıyla) beni insanların nazarında ise büyük göster.”188 Bir hak dostu, bu duayı biraz değiştirerek kendi hesabına şöyle der: اَلّٰلهُمَّ اجْعَلْنِي فِي عَيْنَيَّ صَغِيرًا وَفِي دِينِي كَبِيرًا “Allahım, beni benim gözümde küçük, dinimde ise derin kıl!”

İnsan bir taraftan kendisini minnacık, bir sinek kanadı kadar görmeli ama dinî derinlik açısından da şöyle demelidir: “Al­la­hım, beni öyle bir dinî mükemmeliyete ve öyle bir dinî donanıma ulaştır ki, dinime ait varidatım, bütün insanlığa dağıtıldığında hepsinin Cennet’e girmesine kâfi gelsin!” Nitekim Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) Mâiz hak­kın­da, “Öyle bir tevbe etti ki tevbesi eğer yeryüzüne dağılsaydı herkese yeterdi.” buyurmuştu.189 Çünkü o, hiç kimsenin bilmediği ve görmediği bir yerde bir günah işlemiş, bu günahın pişmanlığı neticesinde Allah Resûlü’ne gelerek, aklanmak istediğini söylemişti. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) onu dört defa geri çevirdiği hâlde o, her defasında ölümü göğüsleme pahasına tekrar geri gelmiş ve aynı isteğini tekrar etmişti. Kendisine had tatbik edildikten sonra da, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), hem bir hakikati beyan hem de onun hakkında suizan edilmesinin önüne geçme adına, yukarıdaki sözlerini söylemişti.

230