İçeriğe geç
8. Bölüm

Kur’ân Ve Sünnet Çizgisinde İlm-i Siyaset

Soru: Bazı kimseler hilâf-ı vâki beyanlarını ve gayrimeşru bir kısım icraatlarını ilm-i siyaset adı altında meş­ru­laştırmaya çalışıyorlar. Bir mü’min açısından ilm-i siyaset na­sıl anlaşılmalı ve nasıl tatbik edilmelidir?

Cevap: Aslı itibarıyla Arapça olan “siyaset” kelimesi, idare etme anlamına gelmektedir. Biz, “idare etme” kelimesini iki anlamda kullanırız. Bunlardan birincisi; bir sistemi, bir topluluğu veya bir kurumu kendi kuralları içerisinde makul olarak yönetme demektir. İdare etmenin ikinci anlamı ise müdârâttır. Müdârât ise düşmanlık duygusuyla hareket edenlere bile sabırla, diplomasinin inceliklerini kullanarak, değişik iyilik vesilelerini değerlendirerek muamelede bulunmak ve böylece onların kötülüklerini savmaya çalışmak demektir. Bu konuyla alâkalı Hazreti Üstad, Hafız-ı Şirazî’nin şu sözünü nakleder:17

اٰسَايِشْ دُوگِيتِي تَفْسِيرْ إِينْ دُو حَرْفَسْتْ … بَا دُوسْتَانْ مُرُوَّتْ بَا دُشْمَنَانْ مُدَارَا‍

Yani “İki cihanın rahat ve selâmetini iki kelime tefsir eder; dost­lara karşı mürüvvetkârâne hareket etmek, düşmanlara kar­şı da sulhkârâne muamele etmektir.”18

Dostlara karşı mürüvvetkârâne hareket etmekten maksat, onlara değer vermek, iyilik yapmak, bağrını açmak ve ciddi bir insanlık mülâhazasıyla onları kucaklamaktır. İnsan, ah­sen-i takvîmin göz kamaştıran bir âbidesi olduğu için, ona karşı saygılı olunması, ona değer verilmesi ve insanca davranılması gerekir. Hiçbir hümanist hareket, İslâmiyet’in insana verdiği bu değeri verememiş, veriyor gözükenler de pratik hayatta bunu temsil edememiştir.

Müdârât ile Takiyye Arasındaki Fark

52