İçeriğe geç

Evet, Allah Resûlü, nefsi, terbiye ve tezkiye etmek suretiyle ona ulaşabileceği en yüksek hedefleri gösterdi ve -Rabbinin inayetiyle de- oraya yükseltti. Bu O’nun terbiyecilikte dahi eşi menendi olmadığını gösterir. Akla ve nefse, varabilecekleri en son noktayı gösterme mevzuunda, Hz. Muhammed Aleyhisselâm’ın güzide asrına baktığımız zaman görürüz ki, o Zât, getirdiği mesaj itibarıyla terbiye adına da hiçbir boşluk bırakmamış.

2. Davasının Cihanşümul Olması

Terbiyecinin mükemmeliyeti, onun davasının genişliği ve müntesiplerinin kemmî ve keyfî buudlarıyla ölçülür. Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem), daha hayatta iken, O’nun yetiştirdiği mübarek muallim ve mürşitler, Merakeş’ten ta Öküz Nehri’ne kadar çok geniş bir sahada hakkı neşretmeye namzet bulunuyorlardı. Düşünün ki, o gün bu geniş sahada, biricik mübelliğ, muallim, mürebbi Hz. Muhammed Mustafa’ydı (sallallâhu aleyhi ve sellem).

Bu birbirinden farklı ve Babil Kulesi gibi muhtelif kavimlerden meydana gelmiş cemaatler, O’nun getirdiği ilâhî sistem ile bütün dertlerine derman buluyor.. ve İranlı-Turanlı, Çinli-Maçinli gibi, ayrı ayrı mizaçta, ayrı ayrı meşrepte ve ayrı ayrı kültürle yetişen insanlar, O’na koşuyor ve O’nu, bütün getirdikleriyle tereddüt etmeden kabulleniyorlardı. Demek O’nun getirdiği terbiye esasları, bütün beşerin dertlerine derman olabilecek mahiyette ve evrenseldi. Öyleyse Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem), gelmiş geçmiş terbiyecilerin en müessiri ve müessiriyeti de en geçerli olanıydı. Ayrıca biz, her terbiyecinin büyüklüğünü, getirdiği terbiye esaslarının kalıcılığında ararız. Şimdi bakın, aradan bu kadar zaman geçmiş olmasına rağmen, Hz. Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) terbiyesi ile terbiye olanlar, hâlâ pek çoğu itibarıyla melekleri gıpta ettirecek seviyededir.. ve O’nun koyduğu terbiye esasları, bugün dahi öyle bir nesil yetiştirmeye yeterlidir.

26