مِنْهُمْ Onlardan bir elçi, yani onların içinden çıkmıştır. Allah Resûlü’nün onlardan olması, sadece, kitaba ve kıraate açık olmaması itibarıyladır. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), cahiliye insanından değildi. Ama, kitabet ve kıraate kapalı bulunması bakımından da onlardan biriydi. Böyle de olmalıydı; zira O’nun muallimi Allah (celle celâluhu) olacaktı. O’nu rahle-i tedrisi önüne alacak, O hiçbir şey bilmeyen ve talim-terbiye görmemiş nebisini, onlardan ayıracak, yetiştirecek ve ümmî ümeme muallim yapacaktı.
يَتْلُو عَلَيْهِمْ اٰيَاتِهِ وَيُزَكِّيهِمْ O, onlara âyât-ı beyyinâtı, ceste ceste okuyup şerh ediyor ve onları terbiye ederek ruhanîleştiriyor ve insanî kemalâta tevcih ile insan yapmak istiyordu.. evet bir taraftan kitabı talim, diğer taraftan da terbiye ile onları hep arş-ı kemalât-ı insaniyete yönlendiriyordu.
وَإِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلُ لَفِي ضَلَالٍ مُبِينٍ Onlar, her ne kadar Allah Resûlü gelmeden evvel dalâlet, cehalet ve sapıklık içinde yüzseler de Allah (celle celâluhu) onları, tezkiye ve terbiye edecek ve onları yetiştirecekti ve yetiştiriyordu da.. evet bütün bunları ümmî bir nebinin eliyle yapıyordu.