Evet, şehit dendikçe, Hayber’den söz açıldıkça, ganimetlerden bahsedildikçe ve Cennet’e gireceklerin vasıfları söz konusu edildikçe, sahabe, hep bu vak’ayı ve bu vak’a münasebetiyle irad buyurulan hadis-i şerifi nasıl hatırlamamazlık eder ki?
Evet, hadis-i şerifler ve sünnete ait kudsî hakikatler, hâdiselerle öylesine, zihinlere, ruhlara perçinleniyordu ki, aradan yıllar ve yıllar geçse de onların hafızalarından silinmesi mümkün değildi. Evet onlar, duyduklarını unutmadılar. Aksine ruhlarının derinliklerine işlediler, dimağlarına nakşettiler ve hiçbir şey eksiltmeden gelecek nesillere aktardılar.
4. Sahabe-i kiram, Allah Resûlü’ne (sallallâhu aleyhi ve sellem) karşı fevkalâde edepliydi.. ve bu edepleri de mârifetleriyle mebsûten mütenasipti. Bazen O’na birşey sormaya bile hayâ ederlerdi de O huzurun edebini bilmeyen birisi gelsin, bir şey sorsun diye beklerlerdi.