İçeriğe geç

İşte bu izin meselesinde de, yine O’nun bu ahlâkı rol oynamıştı.. O, perdeyi yırtmamak için, kendisinden izin almaya gelenlerin esas niyetlerini yüzlerine vurmamış ve hepsine izin vermişti. Evet, O’nun sinesi çok genişti. O: أَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَ“Sineni açıp ruhuna genişlik vermedik mi?”665 sırrına mazhar bir Nebiy-yi âlişandı. Münafıklar, kendi karakterlerini ortaya koyup yalan söyledikleri bir meselede, Efendimiz de, onların ortaya koyduğu yalanlarının üzerine bir perde çekiyor ve onlara Nebi ahlâkını gösteriyordu. Evet O, ne şanı yüce bir nebidir ki, Kur’ân, Tevrat ve İncil yarış edercesine O’nun şanının yüceliğini ilan etmektedirler.

Abese Sûresi

Abese sûresi, ilk bakışta Efendimiz’i ikaz ve O’nu itap ediyor gibi görünür. Biz, mevzuun tahliline girmeden, herkesçe bilinen yönüyle bu sûrenin nüzulüne sebep olan hâdiseyi nakledelim. Sonra da âyetlerin ifade ettiği mânâlara dikkat çekerek, Efendimiz’in masumiyetine gölge düşürülmek istenen bir mevzuda, yine Allah Resûlü’nün masumiyetinin, nasıl güneş gibi zâhir olduğunu göstermeye çalışalım.

Allah Resûlü, Utbe ve Ebû Cehil gibi, Kureyş’in ileri gelenleriyle oturmuş onlara, dini tebliğ ediyordu. O, tam mevzu ile konsantre olmuş, onlara bir şeyler anlatıyordu ki; gözleri görmeyen Abdullah İbn Ümmi Mektum (radıyallâhu anh) içeriye girdi ve Allah Resûlü’ne: أَرْشِدْنِي يَا رَسُولَ اللّٰهِ “Yâ Resûlallah, beni irşad et!” dedi. O, bu sözünü birkaç kere tekrar edince, Allah Resûlü de yüzünü ekşitti ve ona sırtını döndü.. döndü ve biraz evvel konuşmakta olduğu mevzua devam etti…666 Umumiyetle bu mevzuda anlatılan nüzul sebebinin hulâsası budur.

529