İçeriğe geç
25. Bölüm

5. İsmet

a. GENEL MÂNÂDA İSMET

aa. İsmetin Lügavî ve Istılâhî Mânâsı

Peygamberlerin sıfatlarından birisi de, onların masum ve günahsız olmalarıdır. Buna biz, “ismet” diyoruz.

İsmet, lugatte “menetme, engelleme veya himayeye alınmış, korunmuş” mânâlarına gelir. Istılahta ise ismet, peygamberlerin küçük-büyük bütün günahlardan –Cenâb-ı Hakk’ın inayetiyle– korunmuş olmaları demektir. Yani Allah (celle celâluhu), peygamber olarak göndereceği kuluna asla günah işleme fırsatı vermez.. ve O, peygamberlerine günah işletmez.

Bu kelime Kur’ân-ı Kerim’de de çeşitli vesilelerle zikredilir. Bu cümleden olarak şu misalleri verebiliriz:

Hz. Nuh (aleyhisselâm) oğluna hitaben: يَا بُنَيَّ ارْكَبْ مَعَنَا“Gel yavrum, sen de bizimle beraber gemiye bin!” dediğinde oğlu سَاٰوِۤي إِلَى جَبَلٍ يَعْصِمُنِي مِنَ الْمَۤاءِ“Bir dağa sığınırım, o, beni sudan korur.” cevabını verir. İşte bu âyette geçen يَعْصِمُنِي fiili “ع ص م” kökünden gelir ki, “ismet”le aynı mânâyadır ve korunmak demektir. Hz. Nuh (aleyhisselâm) da, oğluna verdiği cevapta aynı kökten gelen bir kelime ile mukabele eder: لَا عَاصِمَ الْيَوْمَ مِنْ أَمْرِ اللّٰهِ“Bugün Allah’ın emrine karşı koruyacak yoktur!” der.511 “Âsım”, ister kendi mânâsına isterse “Masum” mânâsına kullanılmış olsun, çok fazla fark etmez.

Her ikisinde de biri “koruyan”, diğeri “korunmuş” olmak üzere “ismet” kökü etrafında döndüğünü görürüz.

Zeliha, Yusuf’un iffet ve ismetini anlatırken وَلَقَدْ رَاوَدْتُهُ عَنْ نَفْسِهِ فَاسْتَعْصَمَ“Ondan kâm almak istedim, o ise iffetli davrandı.” der.512 Âyette geçen اِسْتَعْصَمَ “Korundu, kaçındı, imtina etti.” gibi mânâlara da gelir.

432