İçeriğe geç
24. Bölüm

Dd. Kerem Ve Tevazuu

Mevzua girmeden önce küçük bir hatırlatma yapmak istiyorum. “Allah Resûlü’nün muhteşem fetaneti” ana başlığı üzerinde duruyorduk. Söz buraya gelmişken bir kere daha tekrar edelim: Fetanet; karşısında aklın dilinin tutulduğu, iflas ettiği vahiy buudlu peygamber mantığı demektir.

Bütün mantıklar bir yerde takılıp kalabilir.. ilimler belli bir noktayı aşamayabilir.. ancak, yukarıdaki tarif içinde peygamber mantığı ve fetanetidir ki, üveyik gibi kanatlanır ve aşılmaz gibi görünen zirveleri aşar. Bu durum da O’nun peygamberliğine ayrı bir delildir.

Zaten anlatmaya çalıştığımız hususların hemen hepsinde O’nun peygamberliğini yakalamaya çalışıyoruz. O’ndaki sabrı görüp de O’nun resûlullah olduğunu tasdik etmemek mümkün değildir. O sabrın çehresinde “Muhammedün Resûlullah” hakikati yazılıdır.. ve bütün insaf dünyası da bu yazıyı okumaktadır. Mehâliki böyle göğüsleyen, belâlara karşı bu anlayışla göğüs geren, olsa olsa Allah’ın Resûlü olabilir.

O’nu rahmetiyle takip ettiğimiz zaman yine karşımıza güneş gibi aynı hakikatin nurefşân çehresi çıkar. Zira Allah Resûlü, sonsuz denecek kadar şefkate açık bir insandır.. ve yağmur yüklü bulutlardan, rahmet yönüyle daha yüklü, daha vâridatlıdır. Sözün özü, O, başka değil, ancak “rahmeten li’l-âlemîn”dir.

O’nun rahmeti sadece insanlığa da münhasır kalmamıştır. Belki bütün kâinat bu rahmetten istifade etmiştir ve etmektedir. Kıyamete kadar da edecektir. Evet, biz de, vicdanında âdeta yavrularını kaybetmiş bir güvercin heyecanı duyan bu engin rahmet sahibine dönüp dönüp baktık ve O’nun çehresinde, O’nun risaletini görmeye, göstermeye çalıştık.

En son olarak da O’nun hilmini arz etmeye çalışmış ve onu, rahmetinin bir buudu olarak hatırlatmıştık. Ancak bunların hepsi O’nun fetanetinin birer buududur. Fetanet bu ayrı ayrı buudlarıyla ele alınırsa anlaşılmış olur.

Keremden Bir Kesit

409