İçeriğe geç
8. Bölüm

Birinci Bölüm Peygamberler Ve Peygamberimiz’in Özellikleri

A. PEYGAMBERLERİN GÖNDERİLİŞ GAYESİ

Peygamberler kendi aralarındaki derece farkıyla beraber1 hepsi de Cenâb-ı Hakk’ın Zât’ının tecellîsine mazhar seçkin ruhlardır. Allah (celle celâluhu), Kendisine onları mahrem kabul etmiş, ağyâra kapalı seralarda büyütmüş, geliştirmiş ve gözlerine, Kendinden gayrı başka hayallerin girmesine meydan vermemiştir.

Bütün nebiler gibi onlardan da ileri, Efendimiz’in gözü de Rabbinden başka bir şey görmemiştir. Evet ağyâr, O’nun bakışını bulandıramamış, başını döndürememiştir. O, gözünü açtığında Rabbini görmüş, gözünü kaparken de yine O’nu müşâhede ile: اَللّٰهُمَّ الرَّفِيقَ الْأَعْلَى“Allahım! Refîk-i A’lâ’yı istiyorum.” diyerek kapamıştır. Şimdi hâdiseyi mealen Hz. Âişe Validemiz’den (radıyallâhu anhâ) dinleyelim:

“Allah Resûlü bazen hastalandığında yanıma gelir ve bana ‘Dua et.’ derdi. Ben de elimle O’nun mübarek elinden tutar ve o elinin bereketi ile şifa bulmasını umarak, elimi o zaman ve mekân üstü başına kor ve dua ederdim.2 Son rahatsızlığında da aynı şeyi yapmak maksadıyla elini tutmak isteyince şiddetle çekti ve اَللّٰهُمَّ الرَّفِيقَ الْأَعْلَى diye dua etti.”3

Belli ki Allah Resûlü, artık yeryüzündeki dostları değil, hakikî dost olan Rabbini arzuluyor ve bir başka buudda O’na ulaşmak istiyordu.

İşte, geliş ve gidişi ile böyle bir hayat yaşayan peygamberler ve hususiyle Peygamberimiz, acaba dünyaya niçin gelmiş ve hangi gayeye binaen gönderilmişlerdi? Bu çok önemli mevzuun tahlili bilhassa iki ana esastan dolayı daha da ehemmiyet arz etmektedir:

Birincisi: Peygamberlik müessesesinin yüce ve muallâ mevkiini görüp, onları sıradan insanlar gibi mütalâa etmemek; ve öyle görüp değerlendirmek isteyenlere de ikna edici cevaplar hazırlamak.

62