İçeriğe geç

Bir gün bir vesileyle bildiğim ve çok beğendiğim bir külliyat içindeki kitaplardan birini okuması için en yakınım olan babama verdim. Babam hazm-ı nefs etmiş büyük bir insan ve yüce bir ruhtu. Hiç tereddüt etmeden o kitabı aldı. Ben onu okuduğunu bir iki hafta sonra –hafızası kuvetliydi– bana ezbere okuduğu parçalardan anladım. Şayet Devr-i Risalet-penahide olsaydık, ben de genç yaşımda Efendimiz’i (sallallâhu aleyhi ve sellem) tanısaydım ve babam geride kalsaydı, ilk yapacağım iş, bu hakikati babama anlatmak olacaktı. Bu, o işin önemli ve birinci yönü.

İkinci yönüne gelince, her insan aynı olmaz ve benim babamın göstermiş olduğu hassasiyeti de göstermeyebilir. Belki, evladından Hazreti İsa (aleyhisselâm) veya Hazreti Musa’nın (aleyhisselâm) nefeslerine denk nefesler gelecek olsa onlara dahi reaksiyon gösterebilir. Öyleyse evladın, onların reaksiyonlarını da hesaba katarak yakınlarının rüşd ve hidayeti istikametinde hassas olması lazımdır. Şayet enaniyeti hesabına reaksiyon gösterecekse böyle bir insan, bir mürşid ve muallime veya ilmen kendisine tesir edebilecek bir zatın huzuruna götürülmelidir. Ayrıca fırsatları değerlendirip o insana okuması için uygun kitaplar verilmelidir; ancak, onun üzerine üzerine gitmek de doğru değildir. Allah korusun, bir kere reaksiyon gösterip yanlış yola girerse, hakikati bir daha kabul etmeyebilir. Çoklarının bu mevzuda reaksiyonla karşılaşmalarının altında bu gerçek vardır. Bundan dolayı peder, pederliğini muhafaza ederken, çocuk, pederin üstüne çıkıp mürşid vaziyeti takınmamalıdır.

38