İçeriğe geç

Onun için fert ve toplum hayatına dair bir kısım meseleler, şart-ı âdi plânında bizim sa’y ve gayretimize bırakılmıştır. İlâhî hükümlerden istifade etmek suretiyle icmalen Kur’ân’da ve Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) sözleri içinde beyan edilen hususları ve çekirdekleri nemalandırma, bizim irademize verilmiştir. Bu cihetten ötürüdür ki, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Medine’yi teşriflerinde, hurma ağaçlarının aşılandığını görünce, bu mevzuda ashabını irşat etmek için “Belki böyle yapmasalar da netice müspet olur.” buyururlar. Sahabe de hurmaları aşılamaktan vaz geçer. Ancak hurmalar iyi olmaz. Bunun üzerine sahabe-i kiram, “Ya Resûlallah, aşılamadık. Hurmalar iyi olmadı.” derler. Allah Resûlü cevaben, “Siz, dünyaya ait işlerinizi daha iyi bilirsiniz.” buyurmak suretiyle, fikirlere ve tecrübelere saygılı olma dersini verir.75

Bu, “Siz bilirsiniz, ben bilmem.” demek değildir. Bunun mânâsı şudur: Sizler dinin temel disiplinlerine aykırı olmamak kaydıyla dünya işlerine ait konularda tecrübelerinize göre hareket edebilirsiniz. Zira kıyamete kadar Cenab-ı Hakk’ın yaratmasıyla ve Efendimiz’in talim ve tebliği içinde insanoğlu, iradesini kullanarak öyle ufuklara ulaşacaktır ki, Saadet Asrı’ndaki o çok dikkatli, çok mümtaz, çok vasıflı cemaat olan ashab-ı kiram dahi onların çok azını bilebilecektir. Bu bilmeme ifadesi, onlara –hâşâ– cehalet isnadı mânâsına gelmemelidir. Bunun mânâsı şudur: Şu anda meyve vermiş, ilmî, fennî ve teknik olarak çok meseleler, bir anlamda o günün insanının rüyasında dahi aklının köşesinden geçmiyordu. Öyle ise Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu sözüyle âdeta şöyle diyordu: “Netice itibarıyla siz, yani Müslümanlar, dünya işlerini daha iyi bilirsiniz, daha iyi bileceksiniz. Zira siz bu hususların inkişaf etmişleriyle bir gün karşılaşacaksınız.”

122