Böylece mü’minler, iman mertebelerinde terakki ettikçe, hep bu âyetin ifade ettiği fermanı vicdanlarında farklı tat ve renkte duyar ve derinleşme neşvesiyle şahlanırlar. Böylece mü’min, hangi seviyede olursa olsun imanını daha da kuvvetlendirerek, seviyesini arttırıp buutlaşarak bütün latîfe ve duygularına imanın damgasını vuracaktır. Bu sayede insanın ledünniyatında şeytanın el uzatıp şüphe atacağı bir yer kalmayacaktır. Kısaca bu âyet her seviyeden mü’mine “İçten ve dıştan imanınız etrafında öyle tahşidat yapın ki, ne içteki şeytanlar ne de dışarıdaki insan suretindeki fitneci müfsitler sizi çizgiden çıkaramasınlar.” demektedir.
Cenab-ı Hak, her şeyi mahiyet-i nefsü’l-emriyesine uygun duyup zevk etmeye muvaffak eylesin… Âmin!
133 Nisa sûresi, 4/136.
134 es-Sa’lebî, el-Keşf ve’l-beyân 3/401; el-Beğavî, Meâlimü’t-tenzîl 1/489-490.