Bazı insanlar, ırklarına aşırı bağlılıklarından ötürü kendi ırkı içinde zuhur eden büyük imparatorları peygamber göstermek istemişlerdir. Mesela, Türkler Müslüman olmadan evvel Şamanizm’e inanıyorlardı. Onlar, bu dini daha ziyade devlet reislerine, başbuğlarına götürüp bağlıyorlardı. Bazı insanların Mete ve Oğuz Han gibi kimseleri peygamber görmeleri bu hissiyata göre yakın bir ihtimaldir. Ancak biz, peygamber olmayan birisinin peygamberliğine, peygamberin de peygamber olmadığına inandığımız zaman küfre gireceğimiz endişesiyle onlar hakkında böyle bir hüküm vermekten korkarız. Şayet Oğuz Han’ın ve Mete’nin hakikaten peygamberlik ifade eden davranışları, buna göre hayatı, aileyi ve cemiyeti düzene koyacak kanunları, dünya ve ukba arasında bir bağ tesis edecek prensipleri varsa, biz bu konuda meskûtün anh geçer (susar) ve bir şey demeyiz. Bunun mânâsı da, hükmümüzü izhar etmemektir. Belki, bu türden kimselerin de Hazreti Mesih (aleyhisselâm) gibi peygamber olduğu fakat dinlerinin tahrif edilmiş olabileceği söylenebilir…
147 Fâtır sûresi, 35/24.
148 İsra sûresi, 17/15.
149 İbn Hacer, el-İsâbe 2/87.
150 Zümer sûresi, 39/3.