İçeriğe geç

Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) gelince O, öyle âlî bir makama sahiptir ki, orada şehevî hislerin hükmü geçmez, beşerî garîzeler sona erer, nefis bütün bütün iflas eder ve sonunda teslim olur. Hatta o makamda nefis, hayra delâlet edecek bir hâl alır. Şayet insan bu durumu ihraz edebilirse o hâle iltifaten “min vechin” Allah (celle celâluhu) görülür ve insan da hitab-ı izzetle (muhatap alınma izzeti) müşerref olur. Bundan dolayıdır ki, biz Allah’ı burada görmüyoruz ama –inşâallah– Cennet’te görebilecek hâle geliriz. Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) mübarek cismi, ruhunun safvetine ulaşmış olmasına rağmen bu âlemden uzaklaştırılıyor ve ancak ayrı buudlara alınmak suretiyle, rü’yete ve hitab-ı izzete müşerref olabiliyor. Binaenaleyh Allah’ı görme mevzuunda kat’ edilen mesafe, Allah’a yaklaşma mesafesi değil, benliğimizden, şehevî hislerimizden ve beşerî garîzelerimizden uzaklaşma mesafesidir.

145