İçeriğe geç

Sevmenin diğer yönüne gelince; Fahr-i Kâinat Efendimiz’in bizimle güçlü bir münasebeti varsa bizim kalbimizin de O’nunla bir münasebeti olacaktır. Şayet O (sallallâhu aleyhi ve sellem), bizim frekansımızdan bize bir şeyler veriyorsa ve gönlümüz O’nunla rezonans olmuş ise ondaki bir hava bizde de mâkes bulacak, bizdeki bir hava da orada mâkes bulacaktır. Bu çizgide öyle insan vardır ki, Efendimiz’in huzurunda o insanın her nazı geçer ve müspet her hâline destek olunur. Muhaddisînden bir zat mevzuyla alâkalı şöyle bir hâdise anlatır: Uzun zamandır Haremeyn-i Şerifeyn’e yağmur yağmıyordu. Bu sebeple herkes yağmur duasına çıkıyordu. Onların içerisinde ben de vardım. Yapılan bütün dualara rağmen bir türlü dualara icabet edilmiyordu. Bir gece Ravza-i Tâhire’deyken üzerinde eski elbiseler olan siyahî bir insan gördüm. Ridasını omuzuna attı. Huzur-u Risalet-penahide oturdu ve Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) mübarek ravzası başında şöyle dua etti: “Ya Resûlallah! Ne zamana kadar ümmet-i Muhammed böyle dağidâr ve perişan olacak? Re’fet ve şefkatin buna müsaade edecek mi? Yemin ediyorum ki şayet yağmur yağmazsa buradan başımı kaldırmayacağım!” Bu insan henüz başını kaldırmadan şakır şakır yağmur yağmaya başladı. Ertesi gün arayıp evini buldum ve içeriye girdim. O şahsa bir evvelki gece kendisini gördüğümü ve yaptığı duasına muttali olduğumu söyledim. Beni dinleyince o insanın “Hâlime nigehbân oldular!” düşüncesiyle birden bire rengi kaçtı ve benzi sararıp soldu. Ertesi gün yeniden evine gittiğim zaman ev sahipleri bana, “Allah senin hayrını versin ya İmam! Sen bizim aziz misafirimizi kaçırdın. O, gizli bir hazine olarak kalmak istiyordu. Durumuna muttali olduğunu görünce çekti gitti. Nereye gittiğini bilmiyoruz.” dediler.

129