“Allah’ım, eğer bu, Senin nezd-i ulûhiyetinden gelmiş bir kitap ise, hemen bizim üzerimize gökten taş yağdırıver…”2 veya وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ إِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ “Eğer iddianızda doğru iseniz, bu söz ne zaman gerçekleşecek, derler.”3 gibi sözler sarfedebilmektedirler.
Bazıları muvakkat bir can sıkıntısı esnasında; bazıları da hasımların saldırı ve tecavüzleri anında sabredemeyip şer isteğinde bulunabilmektedirler. Oysaki Allah, mevsimi gelince, mutlaka o münkirleri cezalandıracaktır. Öyle ise mü’minler, muvakkat sıkıntılar karşısında dişlerini sıkıp sabretmeli; dua ederken de belâların def ü ref’ine dua etmelidirler. Ayrıca din ve iman düşmanlarının tecavüzlerini de Hz. Allâmü’l-Guyûb’a havale edip O’nun bugün veya yarın vereceği ceza konusunda acele etmemelidirler. Zira O dilerse hemen ceza verir; dilerse suçun büyüklüğüne göre erteler ve ahirette onları daha elim bir azapla azaplandırır. Hatta dilerse onları da hidayete erdirir ve sana kardeş yapar.
Bu itibarla da mü’min kat’iyen kötülüğe dua etmemeli; ihtiyatlı ve Allah’ın hükümlerine karşı saygılı olmalı; maruz kaldığı şeyler tahammülfersâ bir hâl alınca da:
demeli, sabr-ı cemil üslûbuyla hâlini ve tahammülsüzlüğünü Rabbine şikâyet etmelidir.
“Biz de Musa ve kardeşine, ‘Kavminiz için Mısır’da evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın, namazlarınızı da dosdoğru kılın. (Ey Musa) Mü’minlere müjdele!’ diye vahyettik.”
(Yûnus sûresi, 10/87)
Bu âyet-i kerimedeki وَاجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ قِبْلَةً emrinden şunlar anlaşılabilir:
Dipnotlar
- 2 Enfâl sûresi, 8/32.
- 3 Yûnus sûresi, 10/48; Enbiyâ sûresi, 21/38; Neml sûresi, 27/71.
- 4 “Ey ihtiyaç ve hâcetleri gideren, belâları def u ref’ eden Allah’ım! Bizim ihtiyaçlarımızı gider, belâları bizden uzaklaştır ve kaldır Yâ Rabbi!”