İçeriğe geç

Bir mü’min, bu ölçüde gözü-gönlü açık, duyguları ve ruhu uyanık, düşünce ve zihni de Allah’a bağlı ise, o kimse, cismaniyete ait bütün basitliklerden uzaklaşmış; hayatı daha bir başka şekilde duymaya başlamış ve duygular dünyasının sınır ötesine uyanmış sayılır ki, böyle bir hakikat eri, her nesnede, varlığın her parçasında Allah’ın ilminin dalgalandığını, Kudret elinin işlediğini hisseder ve bir ürperti duygusu, bir yakınlık şuuruyla ümit ve haşyeti iç içe yaşar; dünyevîliği içinde öbür âlemin en son noktalarında dolaşır. Nefes alırken ümit ve beklentilerle alır, verirken de mehâfet ve mehâbetle verir. Hep Kur’ân’ın haritalandırdığı çerçeve içinde ve çizgiler arasında gezinir; gezinir ve hayatını sürekli maiyyet televvünlü yaşar.

Bu çerçevede resmedilen Kur’ân’ı örneklerle anlatmak, müşahhaslaştırmak ciltler ister. Hâlbuki, bizim sunmaya çalıştığımız bu kitapçık, değişik sohbetlerde ve münasebet geldikçe, hem de irticalî ifadenin darlığı, sığlığı içinde sadece birkaç soluktur. Bir de bu soluklar, duyguları, düşünceleri itibarıyla en revnaktar hakikatlere dahi renk attırıp solduran birine aitse…

Zannediyorum pek çok semavî gerçeğin arzîleştirildiğini hemen tahmin edeceksiniz. Bu açıdan, Kur’ân’la, şu birkaç saatlik seyahate karar verenler, mütalâa edecekleri hususları mutlaka bu mülâhaza ile mütalâa etmelidirler ki; zihinlerindeki Kur’ân mehâbeti sarsılmasın. Aslında böyle, hiç de seviyeli sayılmayacak bir çalışma, damla ile deryayı gösterme, zerre ile güneşe göndermelerde bulunma gibi bir olmazı ifadeye yeltense de, bazen, mûsıkî adına bir çoban kavalının da değer ifade ettiği düşünülünce, bu tesdi’atın da hoş görüleceği ümit edilebilir.

(رَبَّنَۤا اٰتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا)
وَصَلَّى اللّٰهُ عَلٰى سَيِّدِنَا الْمُقْتَدٰى وَأَصْحَابِه۪ ذَوِي الْقَدْرِ وَالتُّقٰى
10