İçeriğe geç

وَإِنَّهَا لَكَب۪يرَةٌ إِلَّا عَلَى الْخَاشِع۪ينَ“Gerçi bu zor bir iştir ama içi saygıyla ürperenlere değil.”2 âyeti de bunu dile getirmektedir.

Ayrıca burada, hem namazın hem de emr-i bi’l-mâruf ve nehyi ani’l-münker’in diğer ümmetler için de söz konusu olduğu vurgulanmakta ve bu aynı zamanda bir mü’mine hitap üslûbu içinde sunulmaktadır. Öyle anlaşılıyor ki Hz. Lokman, daha önce oğluna يَا بُنَيَّ لَا تُشْرِكْ بِاللّٰهِۘ إِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظ۪يمٌ “Oğulcağızım, sakın Allah’a eş-ortak koşma; bilmelisin ki şirk büyük bir zulümdür.”3 diyerek münkeratın en büyüğü ve çirkininden vazgeçirdikten sonra, burada da ona İslâm esaslarının en büyük rüknü ve cihadın hemen her zaman, herkes için geçerli bir buudu olan emr-i bi’l-mâruf ve nehyi ani’l-münkeri hatırlatarak en önemli bir ibadetin yanında umum ubûdiyetin müeyyidesine de dikkatleri çekip daha işin başında şer’î muvazenenin ehemmiyetini vurguluyor.

وَاصْبِرْ عَلٰى مَۤا أَصَابَكَۘ إِنَّ ذٰلِكَ مِنْ عَزْمِ الْأُمُورِ

“Başına gelen şeylere sabret, bunlar azim ve kararlılık gerektiren ağır işlerdendir.” fermanına gelince, bu hem müstakil bir sorumluluk hem de önceki iki vazifeden ötürü başa gelmesi mukadder hâdiselere karşı bir teyakkuz mânâsına gelmektedir.

275