Evet, mübalağa sigası ile zikretmiş Kur’ân “şekûr” ve “sabûr” kelimelerini ve çok çok şükreden ve sabreden demiş; demiş ama neden? Zira, Allah’ın bizlere sunmuş olduğu nimetlerin küçüğü yoktur.. evet hangi nimete küçük diyebilirsiniz ki? Ellerinizde beş parmağın oluşuna mı? Ağzınızın içindeki tükürük bezlerinin çalışmasına mı? Hususiyle bu fezlekelerle biten âyetleri ele alarak, gemilerin denizde yüzmesine mi? Havaya mı, suya mı, hayata mı, imana mı, hangisine..? Hayır, küçük diyebileceğimiz hiçbir nimet yoktur. Öyleyse, bu nimetlere karşı mübalağalı bir şükür ister. Ve bir imtihan gereği bu nimetler elden gittiğinde de mübalağalı bir sabır ister. İşte size bir sabır örneği! Hz. Eyyub’un sabrı. “Sabır Kahramanı” diyor Üstad ona.2 Dünyaya ait varlığının hepsi elinden alındığı hâlde, hiç mi hiç tavır değiştirmemişti…
Ayrıca imanı sabrı netice vermiş bir mârifet ve irade kahramanı, değişik mihnet ve meşakkatlerin geliş esprisini kavradığı için en sabırsûz hâdiseler karşısında bile ümitsizlik ve telaşa düşmeyecek, şerlerin dahi bir hayırlı yanı olabileceği mülâhazasıyla sabrettiği aynı anda gönlü şükürle atacaktır.
Ne var ki böyle bir şükür ve sabrın duyularak eda edilmesi de, herkesin iman ve irfan ufkuna göre, vazife ve sorumluluğunun çerçevesine göre olacaktır. أَخْرِجْ قَوْمَكَ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ3 hakikatinin muhatabı, sadece bir toplumu karanlıklardan aydınlığa çıkarmanın, لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ4 fermanının müstesna mümessili ise, bütün insanlığı aydınlığa çıkarmanın sabr u şükrünü birden yaşayacaktır.
Dipnotlar
- 2 Bkz.: Bediüzzaman, Lem’alar s.6.
- 3 “Halkını karanlıklardan aydınlığa çıkar.” (İbrahim sûresi, 14/5)
- 4 “İnsanları karanlıklardan aydınlığa çıkarman için…” (İbrahim sûresi, 14/1)