İçeriğe geç

Evet, mantığa rağmen hislerin sürükleyip götürdüğü nice durumlar vardır ki, insan farkına varmadan kendini bir hezeyanın içinde bulur. İşte şeytan da her zaman insanoğluna karşı böyle bir haset, kin, nefret ve öfke ile dopdolu yaşar, hep insanoğlunu çekememezlik içindedir. Bir hadis-i şerifte de ifade edildiği gibi o: “Âdemoğlu secde ile emrolundu, secde etti, kazandı. Ben de secde ile emrolondum; secdede bulunmadım kaybettim.”5 der. İhtimal bu sebeple de o, insanın her secde edişinde isyan çığlıkları atar ve hezeyana girer. Ezan okunup dört bir yanda nâm-ı celîl-i ilâhî şehbal açıp da mü’minler iyi bir konsantre içinde camiye koşarken o, hezeyandan hezeyana girer ve ezan sesini duymamak için bir oraya bir buraya koşar durur.

Hâsılı, insanoğlunun Rabbisi ile irtibatını kuvvetlendirecek her hareketi, onun insana karşı olan haset, kin, nefret ve öfkesini artırır ve hezeyandan hezeyana sevk eder. Evet, nasıl bir insana, “Falan çete senin oğlunu öldürdü.” dense, bu kimse o çeteye karşı ciddî gerilim içine girer. Ardından “Hanımını dağa kaçırdılar.” dendiğinde gerilimi biraz daha artar vs. İşte bu ruh hâleti içinde bulunan ve intikam diyen bir insandan her türlü kötülük beklendiği, hilm ü silm ü müsamahanın eriyip gitmesi gibi insanoğluna karşı daima bu duygu ve düşünceler içinde olan ve kıyamete kadar da ondan kurtulamayan şeytanın hâli de aynıdır.

Sonuç olarak; şeytan, Allah’ı Allah’tan korkacak ölçülerde tanımasına rağmen, isyana açık mahiyetiyle inhiraf etmiş, dolayısıyla ebedî kayba uğramıştır.

336