İçeriğe geç

Allahım, eğer bu iş (burada işini zikreder) benim dünya ve ahiret kazancım adına, başlangıcı ve neticesi itibarıyla hayırlı ise ve Sen bunu böyle biliyorsan, o işi benim için takdir buyur, kolaylaştır ve sonra da onda, benim için bereket kıl. Ve yine Sen biliyorsun ki, bu iş benim din, dünya ve ahiretim hesabına başında veya sonunda hayırsızdır, onu benden uzaklaştır, beni de ondan uzak tut. Hakkımda ne hayırlıysa bana onu takdir et. Sonra da takdirine beni hoşnut eyle…”69

Efendimiz bu dualarıyla bize, kadere ait bazı sırları öğretmenin yanında bizi hayra kavuşturacak ve yine bizi şerden uzak tutacak yegâne güç ve kuvvet sahibinin Allah (celle celâluhu) olduğunu gösteriyor. O’dur ki, şerrin kötülüğünü vicdanımıza acı acı duyurur ve bizi ondan uzaklaştırır. Hayır hakkında da içimize bir inşirah, bir meltem salar ve vicdanımız bu inşirahla dolar taşar ve biz de bütün benliğimizle o hayrı kucaklamaya çalışırız. Zaten بِيَدِهِ الْخَيْرُ“Hayır O’nun elindedir.”70 Başkasının bize hayır vermesine veya gelmekte olan hayrı bizden uzaklaştırmasına imkân ve ihtimal de yoktur.

Hz. Yusuf’a musallat olan belâyı Allah defetmiştir. Gördüğü burhan nedir? Burada onun münakaşasını yapacak değiliz. Ancak ihlâsın özü hâline gelmiş bir peygamberi Cenâb-ı Hak, bir kadının şerrinden korumuş ve muhafaza buyurmuştur. Onun içindir ki, Kur’ân-ı Kerim’de meselenin bu yönü anlatılırken şöyle denmektedir:

كَذٰلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ السُّوۤءَ وَالْفَحْشَۤاءَۘ إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُخْلَص۪ينَ

“İşte ondan kötülüğü ve fenalığı böylece def ediverdik. Doğrusu o bizim muhlasîn (ihlâsa erdirilmiş) kullarımızdandı.”71

97