“Sizden önce gelenlerin başına gelenler sizin de başınıza gelmeden Cennet’e gireceğinizi mi zannettiniz? Peygamber ve O’nunla beraber mü’minler: ‘Allah’ın yardımı ne zaman?’ diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı; iyi bilin ki Allah’ın yardımı yakındır.”66
Bir lokma ekmek bulunamadığı, bir yudum suya hasret gidildiği, üzerinde istirahat edilecek bir hasırdan dahi mahrum olunduğu bir devrede.. evet, işin bitme ve tükenme kertesinde, hâdiseler diliyle, gaipten gelen bir ses “Dikkat edin, Allah’ın yardımı çok yakındır.” diyecek ve bu sesi duyuncaya kadar siz hep iradenizi kullanacaksınız. Mum kendine düşeni yapacak ve yanacaktır. Sonra iş gidip o mumun altındaki tahtaya dayanınca ilâhî imdat yetişecek ve size mededresân olacaktır. Siz cüz’î iradenizi en son noktasına kadar kullanacaksınız; işte o zaman küllî irade kendine düşeni yapacaktır. Yani idbarınız ikbale, zillet içindeki durumunuz da izzet ve şerefe dönecektir.
Şimdi acaba iradenizi sonuna kadar kullandığınızdan emin misiniz? Eğer “Evet” diyebiliyorsanız, ben de sizlere şu müjdeyi verebilirim: Emin olun, gökleri ve yerleri tesbih tanesi gibi elinde evirip çeviren Allah sizin imdadınıza koşacaktır. O sonsuz kudret yine sonsuz iradesiyle, karşınızda cephe teşkil edenlerin bütün oyunlarını, tuzaklarını ters yüz edecek ve sizi koruyup muhafaza buyuracaktır. Mademki siz, size ait vazifeleri yaptığınızdan eminsiniz, o zaman benim verdiğim müjdelerden de emin olabilirsiniz. Zira ilâhî âdet bunun böyle olacağını söylemektedir…
Dipnotlar
- 66 Bakara sûresi, 2/214.