İrade dediğimiz şey o kadar küçüktür ki, bakışlarınız ne kadar derin ve görüş ufkunuz ne kadar geniş olursa olsun yine onu göremez ve onu belirleyemezsiniz; çünkü onun hariçte hiçbir vücudu yoktur. O kadar küçüktür ki, ona terettüp eden işlerle onun arasında “tenasüb-ü illiyet” prensibine göre bir nisbet bulmak mümkün değildir. Evet, irademiz ne ölçüde küçük ise, yanı başımızda duran ilâhî lütuflar da o kadar büyüktür.
Yaratan, Allah’tır. Kur’ân, Sünnet ve inkişaf etmiş vicdanlar, bunun böyle olduğuna şahitlik etmektedir. Bu sebepledir ki, Allah Resûlü ve O’nun ümmeti olarak bizler, Cenâb-ı Hakk’ın bizim için iyi şeyler yaratmasını, kendi irademize dayalı olarak değil de rahmet kaynaklı olmasını isteriz.. sadece bir fikir vermek için burada bir iki duayı zikretmek istiyorum:
Buhârî’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Efendimiz, istihare duası olarak bize şu duayı talim etmektedir:
“Allahım, Senin ilmine danışıyor ve Senin kudretinden yardım diliyorum.. istediğimi de Senin büyük fazlından istiyorum.
Senin her şeye gücün yeter, benim ise hiçbir şeye gücüm yetmez. Sen her şeyi bilirsin, ben ise hiçbir şey bilmem. Sen “Allâmü’l-Guyûb” (Bütün gizlilikleri bilen)sin.