İçeriğe geç

İnsanın yaptığı bütün ameller ve geride bıraktığı sadaka-i cariyeler hep bir bir yazılır. İşte bu ikinci yazılıştır. Fakat her şey daha önce ilmî vücuduyla yazılmıştır. İşte: وَكُلَّ شَيْءٍ أَحْصَيْنَاهُ âyeti de bize bunu anlatmaktadır.

Levh-i Mahfuz’da her şeyin yazılmış olduğunu ve hiçbir şeyin ihmale uğramadığını şu âyet de gayet açık bir şekilde izah etmektedir:

وَمَا مِنْ دَۤابَّةٍ فِي الْأَرْضِ وَلَا طَۤائِرٍ يَط۪يرُ بِجَنَاحَيْهِ إِلَّا أُمَمٌ أَمْثَالُكُمۘ مَا فَرَّطْنَا فِي الْكِتَابِ مِنْ شَيْءٍ ثُمَّ إِلٰى رَبِّهِمْ يُحْشَرُونَ

“Yerde yürüyen hayvanlar ve kanatlarıyla uçan kuşlar da ancak sizin gibi birer ümmettir. Kitap’ta Biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Onlar sonra Rabbilerine toplanacaklardır.”17

Müfessirlerin bir kısmı bu âyette geçen Kitab’ı, Kur’ân şeklinde anlamışlarsa da büyük ekseriyeti, Levh-i Mahfuz mânâsını vermişlerdir.

كَانَ اللّٰهُ وَلَمْ يَكُنْ شَيْءٌ غَيْرَهُ وَكَانَ عَرْشُهُ عَلَى الْمَاءِ وَكَتَبَ فِي الذِّكْرِ كُلَّ شَيْءٍ

“Allah vardı ve hiçbir şey yoktu. Tasavvur ve düşünce olmadığı için, yokluğu düşünmek de yoktu. Arşı ‘mâ’ üzerindeydi. (–Allahu a’lem– Rahmân’ın Arşı esîr maddesi üzerindeydi). Ve Allah Zikir’de her şeyi yazdı, tesbit etti. Sonra o program üzerine de kâinatı yarattı…”18

Bu birinci kitabeti, iradî fiillerde ikinci bir kitabet takip ediyor. Her şey oluş sırasına göre yazılıyor. Bu kitabet de kaderin ikinci veçhesini meydana getiriyor.

3. MEŞÎET-İ İLÂHİYE AÇISINDAN KAZA VE KADER

A. Âyet-i Kerimelerde Meşîet-i İlâhiye

شَاءَ – يَشَاءُ – مَش۪يئَةً (Şâe-Yeşâü-Meşîeten) “dilemek” mânâsına gelen bir kelimedir. Kur’ân’da en çok geçen kelimelerden biri de budur. Meşîet, Cenâb-ı Hakk’ın dilemesi bakımından kader mevzuu ile alâkalıdır. Bu alâka sebebiyle de kaderin ayrı bir buudunu meydana getirmektedir.

67