İçeriğe geç

Kur’ân-ı Kerim’de mealen; “Hiçbir millet yoktur ki, içlerinde, onları eğri yolun encamından sakındıran bir nebi zuhur etmiş olmasın.”3 buyurulmaktadır. Kur’ân’ın bu ifadesinden anlıyoruz ki, peygamberler sadece belli bir bölge ve belli topluluklara değil, dünyanın çeşitli ülkelerine, ayrı ayrı mıntıkalara gönderilmişlerdir. Ancak değişik hikmetlere binâen, Kur’ân-ı Kerim’de kıssaları anlatılan peygamberlerin, Peygamber Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) neş’et ettiği yere yakın bölgelerde neş’et ettiği, sergüzeşt-i hayatlarının bu bölge ile yakından irtibatlı olduğu görülmektedir. Meselâ hadis kriterleri açısından kuvvetli olmasa da, Hazreti Âdem’in (aleyhisselâm) Havva Validemizle Cidde civarında bir yerde buluştuğuna dair rivayetler söz konusudur. Pozitif bilimler sahasında pek çok ödül almış bulunan kıymetli âlim, jeolog, doktor Zağlul en-Neccar yeryüzünde ilk defa tahaccür edip yaşanır hâle gelen yerin Mekke olduğunu ifade ediyor ki, konumuz açısından üzerinde durulmaya değer bir husustur. Merhum Alvar İmamı da: “Nice yıllar ah u feryat ettiler/Tarik-i tevbeye doğru gittiler/Âdem ile Havva Cidde’de cem oldular.” mısralarıyla bu buluşmayı dile getirir. Görüldüğü üzere Cidde, Efendimiz’in yaşadığı bölgeye yakın bir yerdir. Nuh Aleyhisselâm’ın gemisi Cûdi dağında ârâm eylemiştir. Ülkemiz sınırları içindeki Cûdi Dağı’ndan ayrı Cûdi isminde Musul’da da bir dağ vardır. Bu durum Cûdi’nin bir dağ silsilesinin ismi olabileceği ihtimalini akla getirmektedir. Bazı ilâhiyatçılara göre Hazreti Nuh’un gemisi Ağrı Dağı’nın üzerine konmuştur. Eğer Cûdi’nin sıradağ olduğunu kabul edecek olursak, Ağrı Dağı da o silsilenin değişik bir ucu olabilir. Ancak her iki ihtimali değerlendirdiğimizde de buraların yine Efendimiz’in neş’et ettiği beldeye yakın yerler olduklarını görürüz. Âd kavminin Kuzey Arabistan, Semud kavminin Hicaz ile Suriye arasındaki bir bölgede yaşadığını; Lut Aleyhisselâm’ın Sodom ve Gomore’de vazife yaptığını; Hazreti İbrahim’in Babil’den kalkıp Kenan iline gittiğini, Suriye ve Anadolu dolaylarında dolaştığını; Musa ve Harun aleyhimesselâmın Mısır’da neş’et ettiklerini düşündüğümüzde Kur’ân-ı Kerim’de isimleri geçen peygamberlerin hep Efendimiz’in neş’et ettiği yere yakın yerlerden seçilen peygamberler olduklarını müşâhede etmekteyiz.

292