Diğer yandan hiçbir zaman unutulmaması gerekir ki, bazı huyları kötü olan bir insan, “mutlak kötü insan” demek değildir. Hususiyle namaz kılan, oruç tutan bir insana kötü derseniz, siz kendi kötülüğünüzü, kendi çarpık bakış açınızı ortaya koymuş olursunuz. Evet, siz Allah’a, Peygambere, haşr ü neşre iman eden bir kimseye kötü derseniz, kendiniz kötü bir sürece girmişsiniz demektir. Bir arkadaşınızın bir kötülüğüne maruz kalabilirsiniz. Aranızda hırgür çıkabilir. Ancak burada yapılması gereken ona hemen kötü damgası yapıştırmak değil, bir yolunu bulup aradaki kırgınlığı gidermektir. Çünkü fertler arasında oluşan kırgınlıktan sonra ilk defa özür dileyip “Kusura bakma kardeşim, hakkını helal et!” diyen kimse o işin kahramanı sayılır. Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu hususa işaret eder ve birbirine küsen iki kişiden hayırlı olanın, önce selâm veren olduğunu ifade buyurur.4 Bu hususta Kur’ân’ın fermanı ise şu şekildedir; وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُ ادْفَعْ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ فَإِذَا الَّذِي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَأَنَّهُ وَلِيٌّ حَمِيمٌ“İyilikle kötülük bir olmaz. O hâlde sen kötülüğüen güzel tarzda uzaklaştırmaya bak. Bir de bakarsın ki seninle kendisi arasında düşmanlık olankişi candan, sıcak bir dost oluvermiş!”5
Kudsî Beyanlara Rağmen
Dipnotlar
- 4 Buhârî, edeb 62, isti’zân 9; Müslim, birr 25.
- 5 Fussilet sûresi, 41/34.