İçeriğe geç

Diğer yandan, gökler ötesi âlemlerle sürekli münasebet içinde olan Allah Resûlü’nün, vahy-i ilâhi vesilesiyle insanların durumundan haberdar olma gibi aşkın bir yanı söz konusudur. Bu sebeple diyebiliriz ki, Resûl-i Ekrem Efendimiz ister vahiyle kendisine bildirilmesi neticesinde, isterse aşkın fetanet ve üstün sezisiyle o iki insan arasında bir problem olduğunu sezmiş ve bu sebeple onlardan birinin “Ben falanı seviyorum.” demesi karşılığında hiç vakit fevt etmeden hemen “Git ona sevdiğinisöyle!” diye buyurmuş olabilir. Ancak hâdisenin arka planında bahsettiğimiz tarzda bir ihtimal söz konusu olsa bile meseleyi umumi olarak ele almada da herhangi bir mahzur olmasa gerek. Yani sebebin hususiliği, hükmün umumiliğine engel teşkil etmemektedir. Bundan dolayı diyebiliriz ki, mezkûr hâdise münasebetiyle vârid olan bu hadis-i şerif, umumî mânâda herkese hitap etmekte ve kardeşine sevgi duyan bir mü’minin, bu sevgisini o kişiye söylemesini veya bir yolunu bulup bunu ona ihsas etmesini umumî mânâda tavsiye buyurmaktadır. Zaten inananlar arasındaki kardeşlik ve tesanüdün tesisi açısından meseleye bakıldığında, Peygamber Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) ifade buyurduğu bu hususun, mü’minlerin birbiriyle kaynaşmaları, birbirine sıcak bir nazarla bakıp güven duymaları, gönüllerin birbirine ısınması ve suizanna gidecek yolların ta baştan kapanması adına ne kadar önem arz ettiği anlaşılacaktır.

“Halid, Allah şahit seni çok seviyorum”

313