İçeriğe geç

Sâniyen; Allah’ın (celle celâluhu) inayetine kapı aralayan diğer husus sebeplere riayettir. İnsan, esbâb dairesinde yaratıldığından, Müsebbibü’l-esbâba tam itimat etmekle beraber, her zaman sebepleri yerine getirmekten de mesuldür. Aslında, esbâba teşebbüs, fiilî bir duadır. Sebepleri gözetmek, isteneni îcad etmek için değil, beklenen neticeyi lisan-ı hâl ile Cenâb-ı Hak’tan dilemek için bir vaziyet almaktır. Nebiler Serveri Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) mücahede meydanında bir taraftan Mevlâ-yı Müteâl’e dua dua yalvarması, diğer yandan da birbirinden farklı fevkalâde tabyalar kurarak ve üst üste iki zırh giyerek sebepler planında gerekenleri yapması bu mevzuda çok önemli bir derstir.

Sâlisen; Allah’ın inayetine çağrı sayılabilecek önemli dinamiklerden bir başkası, ulaşılmak istenen hedef (rıza-yı ilâhî) istikametindeki gayretlerin hiç kesilmemesi, hep sürüp gitmesidir. Zira, çok çalımlı başladığı hâlde temsilcilerinin ya yorulmalarından, ya bıkmalarından, ya da ülfete takılıp çalışmayı bırakmalarından dolayı kısa sürede yıkılıp giderek birer tarihî malzemeye dönüşmüş nice dâvâlar vardır. Aksine, birkaç sâdık ve vefalı mümessilin, Cenâb-ı Hakk’ın inayetine davetiye mahiyetindeki sabırlı ve mütemâdi cehdleri sayesinde zamanla gelişip boy atmış ve dört bir yana yayılmış mefkûreler de az değildir.

39