İçeriğe geç

Bu amellerin başında Allah’a teveccüh gelir. Günebakan çiçeklerin güneşe yöneldikçe âdeta gülümsemeleri ve daha bir serpilip gelişmeleri misillü, insanlar da ancak yüzlerini Cenâb-ı Hakk’ın dergahına çevirirlerse hem şahsî hayatları hem de iman hizmetine müteallik işleri zaviyesinden inkişaflara erişebilirler. İnsan, hiçbir zaman gözünü O’nun kapısından ayırmamalıdır ki seviyesine göre nazar ve teveccüh esintilerinden istifade edebilsin. Yoksa, O’na teveccühte kusur eden, nazar-ı merhamet ve şefkatten mahrum kalır; ubûdiyetle O’na yaklaşma azminde olmayan da hizlâna uğrar. “Bana bir karış yaklaşana Ben bir arşın yaklaşırım.” beyanı da bu hakikati ifade eder. Bu itibarla, ilâhî inayete mazhariyet, bilhassa Cenâb-ı Hakk’a tam teveccüh, teveccühte devam ve O’nun da bu mütemâdî yönelişe karşı merhamet teveccühleri sayesinde gerçekleşir.

İman hizmeti adına yapılan işler ve elde edilen başarılar ölçüsünde mahviyet ve tevazuun artması da inayet-i ilâhiyenin temâdîsi için çok önemli bir davetiyedir. Hâlis bir mü’min, her muvaffakiyetin Cenâb-ı Hakk’ın lütfu, bereketi ve ihsanıyla olduğuna yürekten inanmalı; böylece hem şirkten kurtulmalı, hem nefis ve şeytanın bencillik adına pompalayacağı vehimlerden uzak kalmalı, hem de acz ü fakr duyguları içinde her zaman Mevlâ-yı Müteâl’e gönül bağlamalıdır. Evet, haddini bilmek ve acz ü fakr hisleriyle O’na yönelmek, ilâhi rahmet ve inayetin imdada yetişmesi için en makbul bir niyazdır.

Hakk’ın İnayetine Sunulan En Güçlü Dilekçeler

38