İçeriğe geç

Câbir İbn Abdullah’ın (radıyallâhu anhüma) anlattığına göre; Muâz İbn Cebel (radıyallâhu anh), Peygamber Efendimiz’in arkasında namazını kılar, sonra da kendi kavmi olan Benû Selime’ye gidip, onlara namaz kıldırır ve namazda da Bakara sûresini bitirecek kadar uzun okurdu. Bir defasında bir adam kendi başına kısa bir şekilde namaz kılmıştı. Bu adamın cemaatten ayrılıp tek başına namaz kıldığı haberi kendisine ulaşınca Hazreti Muâz, “O bir münafıktır!” deyivermişti. Muâz İbn Cebel’in bu sözünü duyan o adam, hemen Resûl-i Ekrem’e geldi; “Yâ Resûlallah! Biz ellerimizle işleyen, su çeken ve develerimizle sulama yapan bir topluluğuz. Muâz, dün bize namaz kıldırırken Bakara sûresini baştan sona okudu. Onun için bu defa namazımı hafif kılıp gittim. Bundan dolayı Muâz benim bir münafık olduğumu iddia etmiş!” dedi. Bunun üzerine Allah Resûlü –kızgın bir ifade tarzıyla– üç kere: “Yâ Muâz! Sen bir fettan mısın (fitne mi çıkarıyorsun)?وَالشَّمْسِ وَضُحٰيهَا,سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْأَعْلٰىve benzeri sûreleri okusana!” buyurdu.20 Evet, insanın kendi adına kulluk çıtasını yüksekte tutması güzel ve makbuldü ama başkaları söz konusu olunca dinin özündeki kolaylık (yüsr) prensibi esas alınmalıydı; Şefkat Peygamberi Hazreti Muâz gibi bir ibadet aşığının şahsında işte bu hususa işaret ediyordu.

69