İçeriğe geç

İkinci mânâsı itibarıyla ise, ihsan; hak ölçülerine göre iyi düşünme, iyi şeyler plânlama, iyi işlere bağlı kalma ve kullukla alâkalı bütün davranışları Allah’ın nazarına arz ediyor olma şuuruyla ortaya koyma; her zaman Allah’ı görüyormuş gibi hareket etme ya da en azından O’nun tarafından görülüyor olmanın hakkını verme demektir.

Meseleye bu açıdan yaklaşılırsa, Resûl-i Ekrem (aleyhissalâtu vesselâm) Efendimiz’in öfkelenen kimseye şeytandan istiâze etmesini16 söylemesindeki sır da ortaya çıkar. Zira, öfkeyi yenme ihsan duygusuna, yani Allah’ı gönülden hatırlamaya ve O’na sığınmaya bağlıdır ki, “istiâze” de Allah’tan yardım ve iltica talep etme mânâsını taşıyan sözlerden biriyle O’na sığınmak demektir.

Öfkeyi bastırma konusundaki ikazlarından birisi de susmaktır. Rehber-i Ekmel Efendimiz, “Sizden biriniz kızdığında hemen sussun.” buyurmuştur.17 Gazap hâlinde söylenen nice çirkin laflar vardır ki, insana bir ömür boyu vicdan azabı yaşatır. Bu itibarla, öfke anında sükut etmek en akıllıca davranışlardan biridir.

Ayrıca, mânevî hayatımızdaki bir sıkıntı ve kabz hâlinde inşirah kaynağı olabilecek hususlardan bir diğeri psikolojik tavır ve durum değişikliğidir. Psikologlar, insanın kendini yenilemesi ve üzerindeki sıkıntıyı atabilmesi için bir hâl ve tavır değişikliğini salık vermektedirler. Resûlullah’ın, “Sizden biriniz ayakta iken öfkelenirse otursun, öfkesi geçerse ne âlâ, öfkesi geçmezse uzansın.”18 nasihati de bu zaviyeden değerlendirilebilir.

67