Evet, tarih boyunca pek çok peygamber gelmiş ve Allah’ın mesajını getirmişlerdir. Ne var ki, hemen hepsi kavimleri ya da bazı düşmanları tarafından reddedilmiş, alaya alınmış ve zulme maruz bırakılmışlardır. Onlarla gelen ilâhî beyan yüklü sayfalar ve kitaplar da değersiz görülmüş, arkaya atılmış, bütün bütün unutulmuş ya da tahrif edilip asıl hüviyetinden uzaklaştırılmıştır. Dolayısıyla, bütün peygamberler, tebliğ ettikleri yüce hakikatlere sırt çeviren kimselerden ahirette davacı olacaklardır.
Fakat, Allah Teâlâ Kur’ân-ı Kerim’i muhafaza buyurmuştur. Kur’ân’ı indiren de, onu koruyan da Hazreti Allah’tır. Şu kadar var ki, “Hiç şüphesiz o zikri, Kur’ân’ı Biz indirdik, onu koruyacak olan da Biziz!”7 mealindeki vaadinde, kibriya ve azametini vurgulamasının yanı sıra, bazı icraatına sebepleri vesile kıldığını da ima eden Rabb-i Hakîm, Kur’ân’ı indirirken Hazreti Cebrâil gibi bir elçiyi vazifelendirdiği gibi,8 onu korurken de vahiy katiplerini, onların yazdığı nüshaları ve daha sonra da onun her harfine vâkıf hafızları vesile olarak kullanmıştır/kullanmaktadır.
Ne var ki, Kur’ân-ı Kerim’in muarızları da hiçbir dönemde eksik olmamıştır. Dünden bugüne Kur’ân’a hasım kimseler, onu ortadan kaldıramasalar ve tahrif edemeseler bile, insanları ondan uzaklaştırmak için var güçleriyle çalışmışlardır. Daha vahyin başlangıcından itibaren, Mekke’deki müşrikler de tıpkı selefleri gibi, Allah’ın mesajına sırt çevirmişlerdir.9 Kur’ân’ın özellikle ahiretle alâkalı âyetlerine “Bunlar esâtîru’l-evvelîndir.” demiş, Kelâm-ı İlâhî’yi “evvelkilerin uydurma masalları”na benzetmiş,10 sürekli kendi atalarının yolunu dillendirmiş11 ve insanların iman etmelerine mani olmaya gayret göstermişlerdir.12 İşte, o dönemdeki müşriklerin yaptıkları da Kur’ân’ı mehcur ittihaz etmek demektir.
Dipnotlar
- 7 Hicr sûresi, 15/9.
- 8 Bkz.: Bakara sûresi, 2/97; Şuarâ sûresi, 26/193; Tekvir sûresi, 81/19-21.
- 9 Bkz.: ez-Zemahşerî, el-Keşşâf 2/15; İbn Asâkir, Târîhu Dimaşk 60/167.
- 10 Bkz.: En’âm sûresi, 6/25; Enfâl sûresi, 8/31; Nahl sûresi, 16/24…
- 11 Bkz.: En’âm sûresi, 6/148; Nahl sûresi, 16/35; Sebe sûresi, 34/43.
- 12 Bkz.: Buhârî, tefsîru sûre (26) 2, (34) 2, (111) 1; Müslim, îmân 355.