İçeriğe geç

Bir başkası, “Şu Kuzey Irak’taki bombalamalar yanlış yapılıyor, orada şöyle değil de böyle bir strateji uygulamak lâzım; meselâ, mağaralara arkadan değil de önden yaklaşılmalı!..” dese, acaba ona nasıl mukabele edilir? Kaldı ki, bu da büyük ölçüde hemen herkesin aklının erebileceği türden bir iştir. Uçağınız var, onların göstergeleri var, haritalarınız var, hedeflerin fotoğrafları ve koordinatları var; sonra istihbarî bilgiler de veriliyor… Bunca yardımcı argümanla bir vazife yapılıyor. O işten azıcık anlayan insanlar bile o mevzuda bazı şeyler söyleyebilirler. Fakat, yine de, o konuda uzman olmayanların konuşmaları kıymetsiz ve yakışıksız sayılır.

İşte, din de bir uzmanlık mevzuudur ve onun sahasına giren bir meselede de ancak işin uzmanları hüküm serdetmelidirler. Sen Kur’ân’ı bilmiyorsan, sünnet-i seniyyeden habersizsen, “Edille-i şer’iye kaçtır?” diye sorulduğunda cevap veremeyecek hâldeysen, hatta temelde bunları inkâr ediyorsan… fakat, yine de kalkıp ahkâm kesiyorsan, sana da “Haddini bil, a be küstah!” dense çok mu söylenmiş olur? Hani bir lâhikada geçtiği gibi; adam hem “Kur’ân’ın 140 küsur sûresi…” diyor hem de İslâm’a dair hükümler veriyor.9 İşte bu mantığa “pes” doğrusu!.. Allah’ın Kitabının içinde kaç tane sure olduğunu bilmiyor ama ahkâm kesiyor. Madem, başka sahaları ihlâl edenlere “Ayıptır, haddini bil!” denilmesinde bir mahzur görülmüyor, bu meselede de haddini bilmezlere “ayıp” denmesi gerekmez mi? “Ulu orta konuşmakla çok ayıp ediyorsunuz?” sözü yerinde olmaz mı?

257