Söz gelmişken, bir hususu belirtmek lâzım: Bir insan başı açık gezdiğinden dolayı küfre girmez. Zaten, şimdiye kadar hiç kimse “Başı açık gezen küfre girer!” demedi. Böyle söyleyen birini hiç duydunuz mu? Çarşıda, pazarda, sokakta, mecmuada ya da gazetede, “Başı açık dışarı çıkan kâfir olur!” dendiğine şahit oldunuz mu? Kur’ân’ın bir emrini yerine getirmeme başkadır; Kur’ân’ı ve Kur’ân’a ait bir hükmü inkâr etme daha başka bir meseledir. “Kur’ân’ın şu âyetini kabul etmiyorum!” diyen küfre girer, dinden çıkar; girerse girer, çıkarsa da çıkar; kimseyi alâkadar etmez.. bu, o şahsın tercihidir. Çünkü, dünyevî hükümler açısından, bugün laiklik var, demokrasi var, hürriyet var, düşünce hürriyeti var, inanç hürriyeti var… İnsan, ne olmak isterse onu olur; buna kimse bir şey diyemez. Ne var ki, “Başı açık gezen kâfir olur” diyen de duymadık; çünkü, dinde öyle bir hüküm yok.
Ebû Hanife Hazretleri, Fıkh-ı Ekber’inde, tâ o dönem itibarıyla, bu türlü mesâili cem’ ederken, günah-ı kebâir işleyen, oruç tutmayan, namaz kılmayan kimseler hakkında diyor ki إِنْ شَاءَ عَذَّبَهُ وَإِنْ شَاءَ رَحِمَهُ – “Allah dilerse affeder, dilerse de azap eder!”6 İmandan sonra en önemli bir rükündür namaz; “Namaz kılmayanın hükmü merduttur.” demişler.7 Fakat, namaz kılmayan ve oruç tutmayan da dahil, günah-ı kebâir işleyen insanlar için “Allah dilerse bağışlar, dilerse cezalandırır.” diyor. İmam Azam Ebû Hanife Hazretleri, bu sözü kendine ait bir cüret ve cesaretle söylemiyor; onu Resûl-i Ekrem Efendimiz’in hadis-i şerifine dayanarak ifade ediyor.8 Evet, bir emrin gereğini yerine getirmeyenleri Allah ister bağışlar isterse de azaba düçar kılar; o Allah’ın bilebileceği bir husustur.
Dipnotlar
- 6 Aliyyülkârî, Şerhu’l-Fıkhi’l-ekber s.127.
- 7 Bkz.: el-Aynî, Umdetü’l-kârî 1/120, 181; el-Azîmâbâdî, Avnü’l-ma’bûd 2/115.
- 8 Bkz.: Müslim, hudûd 41; Nesâî, bey’at 9; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 6/240.