İçeriğe geç

Diğer taraftan, şayet siz gönlünüzden nebeân eden hikmet pınarlarıyla dilinizi besliyor ve O’ndan gelen mevhibeleri seslendiriyorsanız, o zaman dilinizden hep doğru sözler dökülür. Nasıl ki, çokları hasâid-i elsineleri ile, yani dillerini koruyamamaları neticesinde günah hanelerine kaydedilen yalan, gıybet ve iftira gibi cürümlerle Cehennem’e sürüklenirler; siz de, yine dilinizin ürünleri olan sözlerle ama doğru sözlerle, murad-ı ilâhîye uygun beyanlarla ve dünya ya da ahiret hesabına bir değer ifade eden kıymetli ifadelerle Cennet’e yürürsünüz. Bazıları için dil felâket sebebi olur; sizin içinse Cennet’e girmeye bir vesile hâlini alır. Çünkü, siz konuşurken, bir enstrüman gibi, O’nun içinize attığı mânâları seslendiriyorsunuzdur. Diliniz bir ney gibi olsa ve etrafa güzel nağmeler yaysa da, aslında o neye üfleyen O’dur, o neyin çıkardığı ses de yine O’na ait sayılır. Bu açıdan, ötede bir hesabı da olmaz o söylediğiniz sözlerin; çünkü, kendiniz yoksunuzdur o beyanların içinde. Artık sizin diliniz bir gönül dili olmuştur ve beyanınız gerçek berekete ulaşmıştır.

349