İçeriğe geç

Bugün de iç içe iki gurbet yaşanıyor; insanların çoğu pek acı bir gurbet, “Kur’ânsızlık gurbeti” yudumlarken Kur’ân da cemaatsizlik gurbeti yaşıyor. Keşke, insanlar Kur’ân’ın haremgâhına yürüyüverseler, ona karşı muhabbet izhar ederken kelam-ı ilâhiye ve hakikatlerine gerçekten sahip çıksalar, كَلَامُ رَبُّنَا deyip saygılarını ifade ettikleri aynı anda, o saygının gereğini yerine getirme adına da aşk u şevkle kanatlansalar yani Kur’ân ile insanlar arasında sahih bir izdivaç gerçekleşse ve bir şeb-i arûs olsa işte o zaman insanlar, hem kendi gurbetlerinden sıyrılmış, hem de Kur’ân-ı Kerim’in çehresinden o gurbetin tozunu silmiş olacaklardır. Böyle bir vuslatla Kur’ân-ı Kerim’in gurbetinin giderilmesi de, zannediyorum, ona her zaman sahip çıkan fikir işçileri, bu devrin garipleri sayesinde gerçekleşecektir. İnsan aklının, beşerin idrak, zekâ, kabiliyet ve istidadının çok üstünde işler yaparak hep sulh ve ıslah yörüngeli yaşayan aşkın insanlar Kur’ân-ı Kerim’in gurbetini izale edeceklerdir. Elverir ki onlar, durdukları yerde hep konumlarının hakkını verme duygusuyla bulunsun ve tam bir rehber tavrı ortaya koysun. Zaten, beşerin öyle örnek insanlara ve kaliteli rehberlere ihtiyacı vardır; ne zaman müracaat edilirse edilsin, kahvesinin köpüğü üzerinde, tavşan kanı gibi çayı buğu buğu, sinesi de herkese açık rehberlere. Evvela kendi üzerlerindeki o gurbet tozu toprağını silip atarak Kur’ân’ın gurbetini giderecek ve sonra da onun hidayetiyle kurbet ufkuna doğru seyahate çıkacak olan fikir işçilerine…

110